Mesajlar Etiketlendi ‘salma hayek’

logoramthajpg“What the bleep do we know?” (Ne biliyoruz ki?) adlı filmde geçen, suya yönlendirdiğimiz düşüncelerin, donmuş suyun kristallerine etkisi hakkında “ŞAŞIRMADILAR” köşemize yazı yazmayı düşünüyorduk. Bu konuda araştırma yapmaya başladığımızda, aslında filmin RAMTHA’NIN AYDINLANMA OKULU isimli bir oluşumun öğrencileri tarafından finanse edildiği ve çekildiğini öğrendik. Konu hakkında daha derinlere indikçe Ramtha ve ona kanal görevi yapan medyum JZ Knight hakkında çok daha şaşırtıcı şeyler bulduk ve yazımızı, direkt 1977’lerde doğan, üyeleri arasında Salma Hayek, Shirley MacLaine, Linda Evans gibi bir çok ünlünün de bulunduğu okul hakkında yazmaya karar verdik.

 

Pozitif düşünce ile içinde bulunduğumuz evreni şekillendirebildiğimiz düşüncesine dayalı New Age dinlerin, her ne kadar onlar kendini okul olarak tanımlayıp din veya kült olduklarını kabul etmiyorlarsa da, en tanınanlarından biri olan Ramtha’nın hikayesi şöyle başlıyor:

 

ramtha2Judy Zebra Knight (gerçek ismiyle Judith Darlene Hampton), 7 Şubat 1977 tarihinde Washington’ın Tacoma şehrindeki karavan evlerinin mutfağında, kocasıyla beraber yemek hazırlarken; önlerinde Ramtha (Aydınlanmış Olan) isimli bir varlık beliriyor. JZ Knight’ın anlattığına göre Ramtha; bundan 35000 yıl önce, Atlantislilerle savaşmış olan Lemuryalı bir savaş kahramanı, hatta kendisi bilinen dünyanın üçte ikisinde hakimiyet kurmuş, 2.5 milyon askerlik bir orduya hükmeden bir lider. Yine Knight’e göre ordusuna ihanete uğrayıp nerdeyse öldürülene kadar 10 sene boyunca kıtalar arasında liderlik yapmış. Daha sonra Ramtha, 7 yıl boyunca kendini insanlardan izole edip doğa ve dünyayı gözlemlemeye başlamış. Öngörü, vücut dışı deneyimler gibi bir çok konuda ustalaşmış, ta ki 70’li yaşlarına geldiğinde Indus nehrine ordusuyla sefere çıkana kadar. Burada Ramtha, ordusuna 120 gün içinde bildiklerini öğretip, onların önünde yükseliyor, ki daha önce de ruhen diğer gezegenlere kadar yolculuk yapmış olsa da, bu kez bedeniyle tamamen enerji formuna dönüşüyor. Askerlerine de tekrar öğretmek için geri döneceğini söylüyor bir gün.

 

Aslında Ramtha’nın hikayesini biraz uzattım, ama benim gibi zamanında “Atlantis”, günümüzde de “Martin Mystere” ismiyle yayınlanan çizgi roman serisinin hayranıysanız eğer veya en azından biraz fikir sahibiyseniz; JZ Knight’ın aracılığıyla konuşan Ramtha’nın kendini, 35000 yıl önce şu anda günümüzden bile daha yüksek bir teknolojik seviyeye ulaştığı öne sürülen Atlantis ve Mu uygarlıkları hakkındaki sözleri ilginizi çekecektir. Her ne kadar JZ Knight’ın bir şarlatan veya en masumane şekliyle deli olduğunu düşünsem, bu efsaneleri ve doğu felsefelerini kendi çıkarları için kullandığı ve modern bilimi çarpıttığı için cinlerimi tepeme çıkarmış olsa, hayatta tutunacak bir şeyi olmadığını sanan insanların boşluğundan faydalansa da – ki bunu yeni bir şey söyleyerek yapmıyor – , yine de çok zekice kurduğu bu oluşumun ve yarattığı hikayelerin hakkını vermek adına, bir bilim kurgu hikayenin tadını çıkarmanız için Ramtha’nın ağzından (!) size onu tanıtıyorum:

 

mu_htm3

 

“… Ben Hindu halkının büyük Ram’ıyım, çünkü bir erkeğin sperminden ve bir kadının rahminden doğup da bu dünyadan yükselen ilk insanım. Ben nasıl yükseleceğimi herhangi bir insan öğretileriyle değil, her şeyde bulunan Tanrı’yı doğal biçimde anlayarak öğrendim… Ben dünyanın tanıdığı ilk fatihim. 63 yıl süren bir askeri seferle bilinen dünyanın dörtte üçünü fethettim, ama en büyük fethim kendimi fethetmek, kendi varoluşumla uzlaşmak oldu… 2 milyonu aşkın insandan oluşan halkım Lemuryalıların, İyonyalıların – ki daha sonra oraya Makedonya denildi – ve Atlantis dediğiniz Atlatia’dan kaçan kabile halkının bir karışımıydı. Şimdiki Hindistan, Tibet, Nepal ve Güney Moğolistan’ın nüfusunu oluşturanlar benim halkımın soyundan gelir… Atlantislilerin bilimi sizin şu anki biliminizden ileriydi. Atlantisliler ışık prensiplerini anlamaya ve kullanmaya başlamışlardı. Işığı lazerlerle saf enerjiye dönüştürmeyi biliyorlardı. Işıkla yolculuk eden uzay gemileri bile vardı… Atlantisliler teknolojiye duydukları ilgiden dolayı akla ve zekaya tapıyorlardı. Böylece aklı bilim onların dini haline gelmişti. Lemuryalılar ise farklıydı, toplumsal sistemleri düşünce yoluyla iletişim kurmaya dayanıyordu… Onlar ayın, yıldızların çok ötesine tapıyorlardı, bilinmeyen tanrı dedikleri bir güçtü, bu yüzden Atlantisliler atalarımı hor görüyorlardı…Rüzgar benim için en büyük öz olmuştu, o sürekliydi, özgürce hareket edebiliyordu, her şeyi kapsayabiliyordu, ne sınırları ne şekli vardı, maceraperestti, bu yüzden tanrının özüne ne çok benzeyendi ve rüzgar insanı asla yargılamaz, insanı asla terk etmez, çağırırsanız size sevgiyle gelecektir. Böylece rüzgar olmak istedim… Ben kendimi büyük ve görkemli bir şeye uyulmadığımda, kendimi sevmeyi öğrendim. İnsan her ne olduğunu düşünüyorsa o olacaktır, çünkü insan maskesinin altında saklı olan TANRI’dır.”

 

ramtha-02JZ Knight, ilk olarak 1985 yılında “Merv Griffin Show”da gözükünce dikkat çekti, daha sonra 1987’de otobiyografik kitabı “State Of Mind”ı yazdı. Time dergisinde bile hakkında yazı çıkan JZ Knight, halen kurduğu Ramtha’nın Aydınlanma Okulu’yla insanlara pozitif düşünce, kuantum ve metafizik konularında – her ne kadar bana ve saygın bilim insanlarına göre kuantum mekaniği, fizik, nöroloji gibi bir çok alandaki eksik, bilinmeyen açıklardan yararlanıp bunları çarpıtsa da – öğretim olanağı sağlıyor. Mezun olan öğrencilerine de; mezun olduklarında inanılmaz paralar bağışlayarak destek oluyor. Tabii bu paranın kaynağı nerden geliyor diyecek olursanız, JZ Knight’ın bir seminerine katılmanın bedelinin 1000 $ olduğunu söylemek, JZK Inc. Adında multi-milyonluk bir şirketi olduğundan bahsetmek veya en azından JZK yayıncılıkla kitap ve DVD’lerini basıp  sattığını, öğrencilerinin finanse ettiği “What The Bleep Do We Know?” isimli bağımsız yapımın, 10 milyon $’ın üstünde gişe yaptığını söylemek yeterli olacaktır. Ayrıca JZ Knight,  mahkeme kararıyla şu anda Ramtha’nın bütün yasal telif haklarına sahip ve JZ Knight dışında kimse artık Ramtha ile bağlantı kurduğunu söyleyemiyor, bu da şaka gibi gelse de, Avusturyalı bir kadının Ramtha ile bağlantı kurduğunu açıklaması sonrasında mahkeme tarafından verilmiş bir karar: Ramtha, JZ Knight’ın markasıdır.

 

Bir diğer enteresan dava ise, Ramtha’yı ilk olarak birlikte gördüğü, hatta Ramtha’nın gözünde ruh ikisi olan, eski kocası Jeff Knight’la ilgili. Jeff Knight, JZ Knight ile evliyken başka bir adamla girdiği cinsel ilişki sonucu HIV kapıyor, karısı yani JZ Knight’ın Ramtha seni iyileştirebilir tavsiyelerine uyarak, modern tıbbi tedaviyi erteliyor. Daha sonra boşandıktan sonra 1992-95 yılları arasında ömründen kaybolan yılların hesabını sormaya karar veriyor, davayı kazanamıyor, zaten davanın sonunu görecek kadar da yaşamıyor. Bu tip vakalar bir çok yerde karşımıza çıkıyor araştırdıkça, eski ustalardan (okulda her öğrenci ustadır) bazıları bütün disiplinlerine uydukları, yaşam tarzlarını değiştirdikleri halde yaşlanmalarının yavaşlamadığı – ki JZ Knight 250 yıl yaşayabileceğini söylüyor insanların eğer öğretileri benimser ve uygularlarsa – ve modern tıbbı reddettikleri için çeşitli sağlık problemleri çektiklerini söylüyorlar.

 

poster2004 tarihinde gösterime giren ve sayısız ödül kazanan bağımsız sinema filmi “What The Bleep Do We Know?”a geçecek olursak; saygın bilim adamları tarafından filmde geçenler veya fikirler hakkında ağır bombardımana tutulduğunu görebiliriz. Filmdeki bilim adamlarının çoğu zaten JZ Knight’ın öğrencileri, olmayan tek bilim adamı – ki araştırırsanız içlerinde en saygını olduğunu gösreceksiniz – Columbia Üniversitesi profesörlerinden David Albert, filmde söylediği her şeyin yanlış aktarıldığını şu cümleleriyle belirtiyor: “Beni 4 saat boyunca filme çektiler. Açıkçası, onlar pozitif düşünceyle etrafımızdaki dünyanın yapısını değiştirebileceğimize inanıyorlardı. Uzun bir süreyi onlara bunun neden doğru olmadığını açıklamakla harcadım, önemli detaylara girerek. Ama filmde bütün görüşlerim 180 derece döndürülmüştü.”

 

1946 Roswell, New Mexico doğumlu (Tanıdık geldi değil mi? Meşhur UFO’nun düştüğü, 51. Bölge’nin olduğu yer), çocukluğunda erkekler tarafından istismar edildiği ve zor bir çocukluk dönemi geçirdiği bilinen JZ Knight hakkında düşünmek ve yorumlamak size kalmış. Her ne kadar bazı düşünceleri güzel görünse ve mantıklı gelse de – ki  hangi insanları çekmeye çalışan kuruluş da değil – ne Ramtha’yı, ne de JZ Knight’ı inandırıcı bulmamakla beraber, kendinizi iyileştirebilirsiniz, daha uzun süre genç kalabilirsiniz diyen bir kadında bu kadar estetik ameliyat olmasına rağmen hala onun öğretmenliğinden faydalanmak isteyen insanların olabilmesini gerçekten trajikomik buluyorum, ki aynı düşünce yapısının çarpıtılmamış hali doğu felsefelerinde, tasavvufta, Müslümanlıkta ve hatta Kumran’da bulunan en eski İncil yazmalarında bulunmasına rağmen…

 

Bu yazmalar ve yazarları günümüzdeki incilin şekillendirildiği İznik Konsülü’nde katledilen Aryanlar, bulunduktan sonra Vatikan tarafından reddedilmesi ve saklanması da belki daha sonraki bir “ŞAŞIRMADILAR” konusu olabilir, tabii en kısa zamanda Atlantis ve Mu kıtaları, o zaman bu kıtaların parçası olan şu anki yerler, diğer efsaneler hakkında da bir yazı yazmayı düşünüyoruz. Bundan sonra yazmayı düşündüğümüz “ŞAŞIRMADILAR” yazısı da büyük ihtimalle, eski hayatlarının birinde Atlantis’in ilk kralı olduğunu iddia eden, nerden geldiği bilinmeyen ve ölümsüz olduğunu iddia eden Saint Germain Kontu hakkında olacak.

MERAK EDENLER İÇİN FAYDALI LİNKLER:

 

http://en.wikipedia.org/wiki/J._Z._Knight

 

 

http://www.rickross.com/reference/ramtha/ramtha15.html

 

 

http://skepdic.com/ramtha.html

Reklamlar

 

poster_across-the-universe1

YÖNETMEN: Julie Taymor

SENARYO: Dick Clement, Ian La Frenais, Julie Taymor

 

OYUNCULAR: Jim Sturgess, Evan Rachel Wood, Joe Anderson, Dana Fuchs, Martin Luther, T. V. Carpio, Joe Cocker, Salma Hayek, Bono, Eddie Izzard

SİNOPSİS: Arka planda The Beatles şarkıları ve 60’ların önemli olaylarıyla süslenmiş, üst sınıftan Amerikalı bir kızla fakir Liverpool’lu gencin aşk hikayesi.

Y. YILI: 2007 SÜRE: 133 dk

 

may3un: “Across The Universe” için yazıya nasıl başlanabilir ki, tabii ki müzikten. Film zaten karakterlerin The Beatles şarkılarıyla konuştuğu bir müzikal. The Beatles şarkıları filme o kadar güzel yerleştirilmiş ki, sanki The Beatles zamanında bu şarkıları film için yazmış diye düşünmekten kendinizi alamayacaksınız. Özellikle bazı şarkıların bu film için yapılmış yorumları ve eşlik eden görüntüler inanılmaz olmuş. “I wanna hold your hand”, “let it be”, “something”, “strawberry fields forever”, “hey jude” bunlardan sadece bir kaçı. Yine de filme sadece bunlardan ibaret demek haksızlık olur, filmin arkasında öyle güçlü bir senaryo var ki, filmden bu şarkıları çıkarsanız da geriye güzel bir film kalırmış, ama tabii bu kadar sihirli olur muydu, pek sanmıyorum.

acrossuniverse-loresOyunculuğa gelince; film konuk yıldızlar haricinde daha genç ve deneyimsiz bir oyuncu kadrosuna sahip ve bence bu sayede birkaç kişinin filmi olmaktan çıkıp herkesin görevinin gerektirdiğini yapmasıyla -ki dans etmek, koreografiye uymak ve şarkı söylemeyi sayarsak bu da az bir şey değil-  bir bütün, takım oyunu halini alıyor. Bu yüzden filmin içindeki faktörleri tek tek değerlendirmek çok zor, sanki bir parça eksilse bozulacakmış gibi…

 

3aymun: “Across The Universe” filminin en hoşuma giden tarafı; beni de içine alması oldu. Çünkü hayatımda hiç sayamayacağım kadar çok anım The Beatles şarkılarıyla süslü. Mutlaka siz de, en azından bir Beatles şarkısını, hayatınızın arka fonuna yerleştirmişsinizdir. She acrtoss_preview1loves me yeah! Belki de biriniz en yakınınıza Hey Jude’la seslendiniz, don’t make it bad.. Kiminiz yalnızca dans ettiniz. İçinizde gitara heveslenenleriniz akorlarına bastınız muhakkak bir Beatles şarkısının. En olmadı kedilerinize isim verdiniz, benim gibi ‘Michelle’…

 

İşte o nedenle, film daha başlarken bile ben bu dünyadan gitmiştim. The Beatles’ın şarkılarında yarattığı dünyanın içinde, tıpkı o şarkıların renklerinde ve o şarkıların hikayelerinde unutamayacağım iki saat geçirdim. Sinemanın işte bu zamanlarda zamanla olan ilişkisini anlayabiliyor değilim. Reel kadar uzun olsaydı belki de kurgusalın güzelliğini yaşayamayacaktık hiç. Yine de, tersine işleyen bir halka filminde, Samara olayım istedim:) Filmin içine girip de orada yaşasam olurdu, zaten The Beatles gerçek dünyamı film gibi kılıyordu…

across20the20universe2011