Mesajlar Etiketlendi ‘korku’

Karartı

Yayınlandı: 24 Ocak 2009 3aymun tarafından YAZMADILAR içinde
Etiketler:, , ,

shadowDönüyordum dönemeçten gördüm ki bir karartı karşımda. Buğulu gözleri, ağlamaklı. Karartının siyah gözyaşları… Akıyordu florasanlı geceye..

 

Gerisin geri ileri koştum korkumdan. İki ileri bir geri. Yengeç adımları yan yan.

 

Korkuyordum. Peşimde bişi hışır hışır takip ediyordu. Ağlak karartıdan süphelendim bir müddet. İnsanı en korktuğu takip edermiş ya hep.

 

Yok yok o değildi. En azından en korktuğum sümüklü bir gölge olamazdı. Daha çok korktum bu sefer. Ne derler; bilinmezlikten gelir tüm tanrısevmeler.

 

Durdum inadına, bir an için bekledim yetişmesini bana. Soluğu boynumda.. Islak ve soğuk kıpırtılar başımın arkasında. Titreme aldı hafiften, içlerden bir bayılma hissi…

 

Ayıkken ki yazmalar bunlar. Anlatması yaşamasından zor korku denileni. Sen ne korkuyorsun o senden korksun dedi birileri.. Haklı olsalar da, her göz yaşına kanmamayı öğrenmeli.

Reklamlar

Saat 07.00

Yayınlandı: 23 Aralık 2008 3aymun tarafından YAZMADILAR içinde
Etiketler:, , , , ,

 

Işığımı kapatıyorum. Hava hafif aydınlanmış zaten. Televizyonda Deryalı Günlerin tekrarı. Programın adı önemli mi bilmem. Ama Derya önemli bir isim. Hepsi denizler gibi med cezirlere maruz kalarak deliriyorsa bunun en canlı örneği kendisi. Sesini duyduktan sonra televizyonu da kapatmaya karar veriyorum. Şimdi üzülüyorum bunları yazınca, kime ne zararı vardı ki, ama esas soru kime ne yararı vardı ki olmalı..

 

Neyse; yatağa uzanıyorum. Her zamanki tren sesleri kalbimden geçiyor sanki. Sağa dönsem oda çok geride kalıyor, sırtım boşluktayken her an açık hedef. Sola dönsem dışarsı uğulduyor, göremediğim her ses hayal gücüme malzeme… Yok, uyuyamıyorum ben.

 

Açıyorum perdeyi hafif, izin veriyorum gün ışığına, insanım ne de olsa erimem. Uzanıyorum tekrar. Bir o yana bir bu yana sallanıyor hep adabıyla duran ağaç. Dikkatimi çekiyor, ona yoğunlaşıyorum. Rüzgarı bir kez daha en kadimi seçiyorum doğanın duygularından. Koca ağacı ne hallere soktu meret.

 

436_bb

 

Birden farkediyorum. Ağaç aslında bir baykuş. Sabaha kadar uyumamış ve tüm gecesini bir şeylere odaklamış yorgun bir beyinle görüyorum ki; ağaç bir baykuş. Baykuş bir ağaç da olabilir. Ona şu an karar veremiyorum. Gözleri bana dikilmiş. Hiç de hayra alamet olmayan bakışları uykumu deliyor. Hayırdır inşallah yine de. Hep beni mi izliyormuş, ne zamandır ordaymış..

 

Hızla çekiyorum perdeyi. Işığımı açıyorum. Televizyonumu da, e hadi oldu olacak bilgisayara da bir bakalım. Apartman sesleniyor yavaş yavaş. Tak tak tuk topuklu ayakkabılı kadınlar. İşlerine gidiyorlar. İnsanların bu saatlerde işleri var. Ve farkında değiller; yanı başlarında duruyor bir baykuş ağaç – ağaçtan baykuş …

 

Yazarım ben bunu diyorum. Yazarım hapsederim beyaz sayfalara. Eskiler akan suya okurlarmış. Bu da yeni dönem batıllarından olsun. Batıl deyince de aklıma geldi; baykuşlar uğursuz muydu? Şimdi nerden geldi de beni buldu sanki herşey pek bir uğurlu hayatımda da. Kızdım baykuşa, ağaca, yani emin değilim kendime de kızmış olabilirim. Yani bir işin olsaydı, tak tuk ayakkabılar, çoktan uyumuş kalkmış giyinmiş çıkmış yollarda sürünüyordun..

 

Oldu olacak görüntüsünü gizlemiştir bir ağaca bir baykuş, bir baykuşa özenmiştir bir ağaç belki de… İş edinmiş işte kendine. Ben de kendi korkularımı iş ediniyorum, yazmaya değişiyorum uyuma isteğimi.. Bir baykuş da benim içimde gizli…