Mesajlar Etiketlendi ‘müzik’

ZIRZOP

Yayınlandı: 26 Aralık 2008 3aymun tarafından DUYMADILAR içinde
Etiketler:, , , , , , , ,

zirzopFatima Spar: Vokal

 

Alexander Wladigeroff: Trompet 

 

Andrej Prosorov: Soprano Saksafon

 

Milos Todorovski: Akordeon

 

Philipp Moosbrugger: Bas gitarlar 

 

Erwin Schober: Davul

Şimdi sıkı durun. Size zir zir zir oynayacağınız, dinlerken herşeyin aniden hızlandığı Emir Kusturica filmi içinde hissedeceğiniz bir albümden bahsedeceğim. ZIRZOP, Fatima Spar and The Freedom Fries isimli Avusturyalı grubun 2006 senesinde çıkan ilk albümü. Albümün Türkiye’ye gelmesi biraz vakit almış, ama gelmiş ya işte çok güzel olmuş. Hatta reklamlarda jingleları bile dolanmaya başladı. Nestle reklamında kullanılan kibirli ceviz şarkısı, esasen bu albümün en hoş parçalarından birisi. Şarkılara geçmeden konuyu dağıtmaya başladım bile, çünkü bir yandan albümü dinliyorum ve hayat hızlandı! 

Ne diyorduk: Öncelikle grubun ismi hakkında önemli bir ipucum var; Grubun solisti asıl adını kullanmasa da bir Türk. Bu nedenle türkçeyi bu kadar eğlenceli kullanan başka bir türkçe albüm bulmak çok zor. Şimdi Babazula’ya gitti aklım birden. Çalan müziklerin kardeşliğinden olsa gerek. Ama yok bu çok daha başka. Fatima Spar’ı,  Fatima Spar and The Freedom Fries’dan çıkarırsak eğer, diğer elemanların oluşturduğu Freedom Fries’ın politik bir göndermesi mevcut; Bu isim esasen Amerika’da yükselen Fransız karşıtlığı sırasında ortaya çıkan “french fries”ın yerine önerilen isimmiş. Zaten grup üyelerinin toplamına baktığımızda ne kadar evrensel olduğunu görüyoruz. Türkiye, Avusturya, Ukrayna, Makedonya ve Sırbistan’da doğup da Avusturya’da toplaşan bu güzel insanlar müzikleriyle de dünyayı bize yakınlaştırmayı başarıyorlar. Albüm kendi dilimizde dinleyebileceğimiz jazz, balkan, gypsy, swing tınılarını mükemmel şekilde harmanlayan parçaları kapsıyor.

zirzop-2

Kızılcıklar oldu mu selelere doldu mu türküsünü Beyaz’dan sonra söyleyerek kültürümüze büyük bir iyilik de yapmışlar mesela. Dinleyen herkesin önce bir yadırgadığı, çünkü Türkçe jazza pek yakışmıyor maalesef, sonra ise artık o şarkıların diğer versiyonlarını dinleyemediği parçalar bu albümde. 

ZIRZOP yeni bir ritm katıyor hayatımıza, hem tanıdık hem de bilinmeyenden gelen.. Aşinalıkları seviyorsanız bu albüme bayılacaksınız. Reklamda konusu geçen kibirli ceviz hikayesinin sonuyla yazımı bitiriyorum. Ve soruyorum; cevize yazılmış bir şarkısı bulunan bu grubu kim sevmesin…

“Taketse de canıma, baktım bir kere tadına, bir talcid atarım geçer, senin maceran benim içimde biter”

 Albümü Almak İçin Bekleyemeyenlere:

http://www.myspace.com/fatimaspar

 

fear_of_a_blank_planet

STEVEN WILSON – Vokal, gitarlar, piyano, klavye

RICHARD BARBIERI – Klavye, synthesizer

COLIN EDWIN – Bas gitar

GAVIN HARRISON – Bateri

ALEX LIFESON – Solo gitar (Anesthetize’da)

ROBERT FRIPP – Soundscape (Way Out Of Here’de)

 

ÇIKIŞ TARİHİ: 16 Nisan 2007   TÜR: Progressive Rock

 

Bu seferki “DUYMADILAR” köşesi yazımızı son dönemin en önemli progressive rock topluluklarından PORCUPINE TREE’nin yakın tarihli albümüne ayırdık. 1987 yılında Steven Wilson tarafından kurulan, progressive rock, psychedelic rock ve metal müzik karışımı bir müzik türünde eserler veren bu grup, 90’lardan itibaren daha psychedelic bir müzik tarzı benimseyerek sayısız albümler vermeye devam ediyor. 1995 yılında çıkardıkları “The Sky Moves Sideways” albümüyle progressive rock fanları arasında başarı elde eden grup, her ne kadar Steven Wilson bu durumdan rahatsız da olsa, o dönemde 90’ların Pink Floyd’u olarak görülmeye başlanıyor. 1998 senesinde çıkardıkları “Stupid Dream” albümüyle daha çok pop/rock sounduna kayan grup, her ne kadar bazı eski fanları tarafından eleştirel biz gözle bakılsa da, o döneme kadar ki en yüksek satış rakamına ulaşarak, hayran kitlesini genişletmeyi başarıyor. Ama bana göre en büyük patlamasını 2000’de yayınladığı “Lightbulb Sun” albümüyle yapan Porcupine Tree, grup elemanlarındaki değişmelere rağmen, 2002’deki “In Absentia” ve 2005’teki “Deadwing” albümleriyle çıkışlarına devam ediyorlar. Özellikle “Deadwing” albümünden çıkan “Lazarus” ve “Shallow” singlelarıyla sonunda listelerde de kendini göstermeye başlayan grup, daha sert bir rock sounduyla çıkardıkları birazdan daha detaylı bahsedeceğim “Fear Of A Blank Planet” albümüyle, dünya listelerindeki yerlerini daha yukarıya taşıyarak sağlamlaştırmış durumda, 2009’da çıkaracakları albüme hazırlanmaya devam ediyor.

porcupine_tree_band_2005

Öncelikle “Fear Of A Blank Planet” içinde radyo dostu şarkılar olan, progressive rock dinlemeyen herkesin kolaylıkla alışacağı bir albüm değil. Zaten bu türü seviyorsanız, mutlaka ya çoktan biliyor ve dinliyorsunuzdur ya da en azından bir iki parçasını ve ismini duymuşsunuzdur diye düşünüyorum. İlk kez dinleyecekler için ise; grubun diğer albümlerinde yer alan “Trains”, “The Blackest Eyes”, “Lazarus”, “Shesmovedon” gibi şarkıları alışma sürecinizi hızlandıracaktır diye düşünüyorum, çünkü bu bahsettiğim parçalardaki rock soundu biraz daha her kulağa hitap edecek bir tarzda, hatta rock müzik fanı olmayanlar bile bu şarkılardan ayrı bir tat alacaktır diye düşünüyorum. Alternatif rock türünü sevenlerin de beğeneceğini düşündüğüm “In Absentia”, “Deadwing” gibi albümleri de dinlemenizi tavsiye ediyorum, her ne kadar yeni Pink Floyd diye nitelendirilseler de, bu konuda Steven Wilson’la aynı fikirdeyim, Porcupine Tree kesinlikle kulaklara yeni bir tat sunuyor, günümüz sorunlarına kendi yorumlarını kattıkları şarkı sözleri, enstrümanlardaki yetkinlikleri, başarılı kompozisyonları ve özenle hazırlanmış albüm kapaklarıyla da son dönemde en çok beğenimi kazanan gruplardan biri olmayı başarıyor.

533459796_7abe2515b3Şarkılara geçecek olursak; albümün açılış parçası,  yine albümle aynı adı taşıyan, aynı zamanda dinleyeceğiniz en kışkırtıcı şarkılardan biri olan “Fear Of A Blank Planet”, albümün genelinde üzerinde durduğu 21. yüzyıl gençliğinin nöropsikolojik sorunlarına değiniyor. Daha sonra albüm “My Ashes” adını taşıyan melankolik parçayla devam ediyor, daha önceki albümlerindeki “Trains”, “Lazarus” gibi balladlarla karşılaştırıldığında daha zayıf görünen parça, yine de etkileyici sözleri ve Wilson’la Barbieri’nin yarattığı klavye ağırlıklı atmosferiyle dikkat çekiyor. Daha sonra albümün belki de ağır topu sayabileceğim “Anesthetize” alıyor sırayı, bazılarına göre 17 dakikalık süresiyle uzun sayılabilecek bu inanılmaz kompozisyonlara sahip parçaya, ayrı bir tadı da progressive rock müziğin efsanelerinden sayılan kanadalı Rush grubunun gitaristi Alex Lifeson’ın inanılmaz solosu katıyor. Albüm daha sonra “Sentimental” adlı parçayla devam ediyor. Parçanın ilk hali de “Normal” adıyla, bu albümden sonra albüme girememiş parçaları da Porcupine Tree fanlarına ulaştırdıkları “Nil Recurring” adlı EP’de yer alıyor, ki ben her ne kadar bu halini de çok sevmiş olsam da, sanki değiştirilmeden önceki hali kulağıma daha güzel göründü. Ardından gelen şarkı olan “Way Out Of Here” belki de albümün en radyo dostu şarkısı sayılabilir, zaten bundan sebep olsa gerek yabancı müzik kanallarında klibine defalarca rastladım. Albümün en güzel parçalarından biri olarak gördüğüm, albümdeki müzisyenlerin birlikte bestelediği tek parça olan, bu şarkının diğer bir güzelliği de,  soundscape yani arka plandaki atmosferin soundun progressive rock müziğin duayenlerinden sayılan, King Crimson’ın kurucu ve en önemli üyesi, günümüzdeki en önemli müzikal dehalardan biri olarak görülen Robert Fripp tarafından yaratılmış olması. Albümde yer alan son parça olan “Sleep Together”, günlük stres ve sorunlardan kaçış yolu olarak gördüğümüz tv, bilgisayar gibi eğlence araçlarına ve bundan fazlasıyla etkilenen günümüz gençliği hakkında yazılmış albümün en sert ve bünyesinde elektronik müziği en çok barındıran parçalarından biri. Son olarak albümün, progressive rock üzerine hazırlanmış en geniş içerik ve en fazla üyeye sahip olan www.progarchives.com tarafından üyelerin oylarıyla hazırlanan 2007’de en çok puan alan progressive rock albümü sıralamasına göre, “2007 yılının en iyi albümü” seçildiğini de söyleyerek, yazımı burada noktalıyorum.

Kazım Koyuncu ve Biz

Yayınlandı: 21 Aralık 2008 3aymun tarafından PAYLAŞMADILAR içinde
Etiketler:, , ,

PAYLAŞMADILAR köşemize olan ilgi her geçen gün büyüyor. Bu sefer de Fahri arkadaşımız, hepimizin şarkılarına olduğu kadar kendisine de bağlı olduğumuz, sevgili Kazım Koyuncu’ya ithafen yazdığı yazısıyla bize katılıyor. Elinden gitarı ve yüzünden gülümsemeyi eksik etmeyen adama selam olsun…

 

kazimmKazım Koyuncu Artvin’in Hopa ilçesine bağlı Yeşilköy(Pançol) Köyü’nde, 7 Kasım 1971 tarihinde doğmuşsa da nüfusa geç kaydedildiğinden dolayı resmi doğum tarihi 10 Mayıs 1972’dir. 1992 yılında, yani 20 yaşındayken Ali Elver ile “Dinmeyen” grubunu kurmuştur, ancak Lazca müzik yapmak için ayrılmıştır. Rock müzik sevdasından hiç vazgeçmeyen Kazım, daha sonraları, Laz halk müziklerini rock tabanlı yorumlamaya başlamıştır. 1993’te Mehmetali Barış Beşli ile birlikte ZuğaşiBerepe (Denizin Çocukları) adlı rock müzik grubunu kurmuştur. Lazca rock yapma iddiası ile yola çıkan ve 1995’te VaMişkunan (Bilmiyoruz), 1998’de de İgzas (Gidiyor) adlı albümleri yaparak bu iddialarını da gerçekleştiren grup, sınırlı sayıda (yalnızca 130 adet) basılmış bir konser albümü (Bruxel Live)çıkardıktan sonra 1999 yılında dağılmıştır.

 

kazim_koyuncuKazım Koyuncu ise bir tv kanalında Gülbeyaz adlı diziye yaptığı müziklerle yurt çapında iyice tanındı. Daha sonra Kemal Sahil Gürel ile birlikte Sultan Makamı adlı dizinin de müziklerini yaptı ve popülaritesi iyice arttı. Ölümünden sonra 16 şarkının, 4 tanesi konser kaydı, 4 tanesi demo kayıt, geri kalanı ise farklı albümlerdeki şarkılarından oluşan “Dünyada Bir Yerdeyim” albümü, Halkevleri tarafından Ocak 2007’de çıkartılmıştır. Bu albümün geliriyle “Kazım Koyuncu Kültür Merkezi” çalışmalarına başlamıştır ve halen çeşitli atölye çalışmalarıyla katılımcılarına ücretsiz eğitimler vermeye devam etmektedir. 2008 yılında Kazım Koyuncu’nun hayat hikayesinin yanısıra bir kısmı hiç bir yerde yayınlanmamış görüntülerinin yer aldığı, yönetmenliğini Ümit Kıvanç’ın yaptığı “Şarkılarla Geçtim Aranızdan” belgeseli 3 DVD halinde yayınlanmıştır. 26 Haziran 2005’te Akciğer Kanseri ile vefat eden Kazım Koyuncu, Harbiye Açık Hava Tiyatrosu’nda düzenlenen tören sonrası onbinler tarafından Hopa’ya uğurlanmış ve 27 Haziran 2005’te doğduğu köy olan Pançol’da fındık ağaçlarının çevrelediği köy mezarlığında ebedi istirahatgahına konulmuştur.

Kazım Koyuncu dinlemek insanı dinlendirir mi? Yoksa dertlendirir mi?

Sanki dinlerken şarkılarında kendimizi buluyoruz. Yorumu olsun, ses tonu olsun, gerçekten insanlara hayat böyle midir bu kadar farklı mıdır gibi soruları sorduran biri Kazım Koyuncu ve bu sayede düşüncelerimizin sanki şarkılarıyla açığa çıktığını hissediyoruz. Onun yapmış olduğu besteler, şarkılar yaşantımızda karşılaştığımız acı tatlı durumları, olayları bizlere tekrar hatırlatıyor. Bizler o kadar iyi biliyoruz ki; aslında onları aklımızdan zaten çıkaramıyoruz sadece bazı şeyler bizi unutmaya tetikliyor.

kazim1

Duyguları iyi veren bir müzisyen olan Kazım Koyuncu gibi müzisyenlerin bizlerin içimizde tuttuğumuz duyguları -aslında düşündüklerimizi- dile getirmemizi sağlayan ve hatırlatan parçaları soru işaretleri bırakıyor bizde:  Sanırsınız ki bazen yaşadıklarımız değersiz; fakat böyle müzisyenleri dinleyince aslında ne olduğumuzu, ne yaşadığımızı, gerçekte hissetiklerimizi beraberinde bizliğimizi tekrar hatırlıyoruz. Bizler dinleyince ağlıyoruz, gülüyoruz, endişe yaşıyoruz, belki de bilmemiz gereken içimizdeki duyguları nasıl ortaya çıkaracağımızdır. İlla ki insanlar bir şeyler yaşar, mutlu olmak ister. Olanlar kaybetmeden neden anlamazlar ellerindekilerin değerlerini, kendimize sormamız gereken budur sanırım. Herşey sevgi için yapılmaz ama her şeyin içinde sevgi mutlaka vardır. Parçalar sadece doğru yere konmayı bekler, bizler de bu parçaları şarkılarda buluruz çoğu zaman… Duygularımızı dile getiren herkese teşekkürler…

FAHRİ

Yolda

Yayınlandı: 12 Aralık 2008 3aymun tarafından DUYMADILAR içinde
Etiketler:, , , , ,

Facebook’ta gördüm. Şahane bir çizimin üstünde duran bir link. Oradan myspace’e ulaştım. Ben o müziğin fıkır fıkırtısına aldandım…

yoldaHaklarında çok fazla bilgiye ulaşamadığımız bu grup, sanıyorum ki müziğimizle varız demeye çalışıyorlar. İnternet aleminin nimetlerinden yararlanmasını çok iyi bilen Yolda, myspace’de pek çok yer işgal ediyor. İyi de oluyor çünkü günüm müzikleri sayesine güzel başlıyor.

Kendilerine ulaşmaya çalıştık, ama çabalarımız sonuçsuz kaldı. Yine de 3 MAYMUN takipçilerinin hoşlanacaklarını düşündüğümüz şarkılarına ulaşmak için linklerini verelim istedik. O kadar ki, isimlerine ulaşamadığım zamanlarda haklarında bir komplo teorisi bile geliştirdim; Nazan Öncel, Duman, Özlem Tekin tınıları yakaladığım şarkıları dinlerken ‘yahu acaba hepsi birleşip, seslerini azcık değiştirip böyle bir yol albümü mü çıkarmışlar’ diye geçiriyordum aklımdan. Daha sonra şarkılara ait isimlere ulaşınca soru işaretlerim yerini mutluluğa bıraktı. Sonunda bizi de dahil etmişler müziklerine. Her şarkının ayrı bir vurgusu var, tıpkı her yolculuğun bizde uyandırdıkları gibi…

Merak edenler için myspace linkleri:

http://www.myspace.com/yoldaistanbul

 

http://www.myspace.com/yoldaormancini