Mesajlar Etiketlendi ‘bilimkurgu’

Küre – Michael Crichton

Yayınlandı: 26 Nisan 2009 3aymun tarafından OKUMADILAR içinde
Etiketler:, , , , , ,

michael20crichtonMichael Crichton (1942 – 2008): Michael Crichton, 23 Ekim 1942 yılında ABD’nin Chicago eyaletinde dünyaya geldi. Küçüklüğünden beri en büyük hayali yazar olmak olan Crichton, Harvard Koleji’nin edebiyat bölümünde öğrenime başladı. Ancak bir hocasının kasıtlı olarak düşük not vermesinden dolayı, ki bu hocasının ipliğini pazara çıkarmak için başka bir profesörü haberdar edip ödev olarak hocasına George Orwell’in bir eserini vermesine rağmen ancak B- alabilmiş, bölümünden soğuyunca biyolojik antropoloji bölümüne geçiş yaptı. Daha sonra da 1969 yılında M.D. (doktor) olana kadar Harvard Tıp Okulu’na devam etti. Bu sıralarda ilk yazılı eserlerini vermeye başlayan Crichton, 2.06 metre gibi standartların epey üzerinde bir boyu olduğundan, eserlerinde daha çok John Lange (Almanca: uzun) veya Jeffery Hudson (17.yy’da yaşamış ünlü cüce Sör Jeffrey Hudson’dan) takma adlarını kullanıyordu. İlk olarak 1969 yılında yayınlanan ve 1971 yılında da sinemaya uyarlanan bilimkurgu gerilim romanı “The Andromeda Strain” ile tanınan Crichton, belki de bu sayede Hollywood yapımlarında da boy göstermeye başladı, özellikle 70’lerde yazdığı “Westworld”, “The First Great Train Robbery” gibi filmlerin senaryo yazarlığı ve yönetmenlik yaptı. 1980’de yazdığı ve daha sonra sinemaya uyarlanan “Congo” adlı romanından sonra, yazarlığa bir süre ara veren Crichton, 1987 yılında yine geniş yankılar uyandıran “Sphere” (Küre) adlı romanla ustası olduğu bilimkurgu gerilim tarzına geri döndü. Daha sonraları ise; bir çok farklı tarzda romanlar yazmaya ve bu romanları sinemaya uyarlanmaya devam eden Michael Crichton – ki bunlar arasında herkesin yakından tanıdığı Jurassic Park, Rising Sun (Yükselen Güneş), Disclosure (Taciz), The Lost World (Kayıp Dünya), Timeline gibi filmler var – yönetmenlikten uzaklaşmasına rağmen romanlarının senaryolaştırılmasında yazar veya yapımcı olarak görev almaya devam etti. Ayrıca TV dünyasında da, başladığı 1994 yılından bu seneye kadar halen devam eden, 2009’da sona ereceği açıklanmıştı, bizde de cnbc-e’de cumartesi günleri gösterimi süren acil servis doktorlarının hikayelerinin anlatıldığı “ER” adlı dizinin yaratıcısı, yazar ve yapımcılarından olan Michael Crichton, gırtlak kanseri yüzünden 4 Kasım 2008’de hayata gözlerini yumdu. Yetişkinliğe adım attığı dönemlerde boyunun çok fazla uzun olmasından dolayı yaşamında bile içten içe insanlardan soyutlanmış hisseden, tam bir işkolik olduğu söylenen, başından beş evlilik geçmiş, gözlerden uzak yaşamayı seçen (hatta hastalığı öldüğü güne kadar bilinmiyordu) son dönemin sadece edebiyat değil, sinema ve tv dünyasında da yaptığı çalışmalarla önemli isimlerinden Michael Crichton’ın eserlerindeki karakterlerde bile bu saydığım özelliklerden çoğunu görmeniz mümkün.

kure“Küre” adlı romandan bahsedecek olursak, eğer benim gibi 1998 tarihli Barry Levinson’ın yönettiği Dustin Hoffman, Sharon Stone ve Samuel L. Jackson’ın başrollerini oynadığı aynı adlı filmi izlediyseniz, unutmanızı öneriyorum. Çünkü okumaya başlar başlamaz tamamen farklı bir eserle karşı karşıya olduğunuzu anlayacaksınız. Özellikle bilimkurgu gerilim tarzında yazılmış en iyi romanlardan biri olan Küre – ki yıllar önce elime aldığımda bırakamamış, bir günde okumuştum, bir kaç gün önce tekrar elime alayım dediğimde gene bırakamadım ve okudum – sadece bilimkurgu-fantezi öğelerle süslü, aksiyonu bol bir roman değil; zaten roman ilerledikçe daha ziyade psikolojik bir gerilim havasına bürünecek ve siz de izole edilmiş bir yerde hayal güçlerini kontrol etmeye çalışan insanların çaresizliğini ve paranoyasını, insanın derinlerinde yatan benliğinin gücünü ve yüzleşemediği korkuları su yüzüne çıktığında kontrolünü kaybetmesinin ne kadar kolay olduğunu göreceksiniz. Nefes almadan okuyacağınızı tahmin ettiğim bu roman hakkında daha fazla açık vermemek ve tadını kaçırmamak için hikayesine fazla girmeyeceğim, ama bu zekice yazılmış, sizi sürekli şaşırtacak ve bildiklerinizden şüpheye düşürecek, ince mizahıyla sizi eğlendirirken her sayfada artan gerilimiyle heyecanlandıracak ve Crichton’ın yarattığı müthiş incelikli karakterlerle kitabı bir an bile elinizden bırakamayacaksınız.

Wall-E

Yayınlandı: 6 Aralık 2008 3aymun tarafından GÖRMEDİLER içinde
Etiketler:, , , ,

YÖNETMEN: Andrew Stanton

 

SENARYO: Andrew Stanton, Pete Docter, Jim Reardon

 

SESLENDİRENLER: Ben Burtt, Elissa Knight, Jeff Garlin, Fred Willard, John Ratzenberger, Kathy Najimy, Sigourney Weaver

 

SİNOPSİS: Bundan uzak bir gelecekte küçük bir çöp toplama robotunun aşık olduğu robotun peşinden, kazara yaptığı bir keşif sonucu çıktığı uzay yolculuğu.

 

YAPIM YILI: 2008   SÜRE: 98 dk

 

may3un: Öncelikle animasyon filmleri pek fazla sevmediğimi, çizgi karakterlerin içimde hiçbir duyguyu uyandırmadığını düşünenlerden biri olduğumu söylemeliyim, en azından Wall-E’yi izleyene kadar öyleydi. Daha önce de birkaç animasyon film izlemiş, gülmüş, eğlenmiştim, ama beni böyle etkilememişti. Wall-E ismindeki bu küçük robot, insanı öylesine etkiliyor ki, karşınızda bir insan görüyorsunuz. Hatta bazı sahnelerde gözleriniz bile dolabilir, kendinizi tutamayabilirsiniz. Hem animasyon hem de robot olması nedeniyle belki bu söylediğim inanılmaz bir tezat oluşturuyor gibi görünebilir, ama sanırım insan olmak için homo sapiens olmaya hiç gerek yok.

 

wall-eGörüntüler ve seslendirmelere çok girmeyeceğim, ama bir animasyonun ulaştığı uç noktalardan biri olduğunu söylemem yeterli gelecektir. Ayrıca filmin benim en sevdiğim müzisyenlerden biri olan Peter Gabriel’in “Down To Earth” parçası eşliğinde bitmesi benim aldığım keyfi daha da arttırdı. Seslendirmelerden bahsetmek gerekirse, hepsi gayet özenli yapılmış, filmde belki çok fazla diyalog yok, ama özellikle Wall-E’yi seslendiren Ben Burtt, inanılmaz bir iş çıkarmış, izleyince siz de bana hak vereceksiniz. Senaryosu da gayet keyifli, özenli hazırlanmış Wall-E için söyleyebileceğim tek şey: EVA!

 

3aymun: Her animasyonda belli bir konunun üzerine yoğunlaşılır. Shrek daha çok komedi unsurları içeren modern bir “güzel ve çirkin” teması taşırken, The Incredibles, süper yetenekleri olan bir aile üzerinden “diğerlerinden farklı olmak” üzerine eğilen bir animasyondur. Hayao Miyazaki animasyonları ise çok farklı bir temelden incelenebilir, çünkü hayalgücünün sınırları arasından gerçeğin görüntülerini sezinleyebiliriz ancak. Yine de izlerken bir animasyon izlediğimizin farkındayızdır.

 

wall-e-coolerWall-E’ye gelecek olursak; şimdiye kadar izlediğim animasyonlar arasında pek çok öğeyi içinde barındıran kurgusuyla gerçekten en çok etkilendiğim oldu diyebilirim. Öncelikle konunun bir bilimkurgu niteliği taşıyor olması ve bu nedenle herhangi bir filme nazaran çok daha rahat ve güzel anlatılmış olması oldukça önemli. Hemen ardından Wall-E’nin sanki bir film izliyormuşsunuz havası veren çizimleri geliyor. Özellikle animasyonun başladığı ilk sahneler ve görüntüler büyüleyici. Baş kahramanımız Wall-E’nin kendisine gelecek olursak; her insanın yakınında görmek isteyeceği bir kişiliğe sahip. Film üzerine anlatmak istediğim onlarca nokta var ama izlememiş olanlara haksızlık etmemek için burada bitiriyorum. Diyebileceğim sadece şu; Yağmur Adam Raymond ya da Forrest Gump gibi kült film karakterleri nasıl akılda kalıyorsa, Wall-E de artık zihnimde en sevdiğim karakterlerden biri olarak yaşıyor…

walle_big