Mesajlar Etiketlendi ‘tübitak’

Evrim; Değişim; Gelişim ve DARWIN

Yayınlandı: 13 Mart 2009 3aymun tarafından KONUŞMADILAR içinde
Etiketler:, , , , , , ,

Birikmiş ve haklı sebeplerimden ötürü Bilim ve Teknik dergisini kınıyorum. Bildiğiniz gibi bu çıkışım Darwin’in garip bir şekilde ört bas edilmesine karşıdır. Anlaşılan o ki artık ülkemizin bilim adamları 3 maymunu oynamaya karar vermişler ve hadi Darwin hiç yokmuş gibi davranalım demişler. Evrim teorisini kanıtlar biçimde davrandıklarını hiç bilmeden hem de…

 darwin1

Bozkurt Güvenç’in İnsan ve Kültür isimli kitabında Darwin hakkında önemli bir ipucuya ulaşmak mümkün; Darwin, Türlerin Kökeni adlı denemesinde nesli tükenmiş ya da bugün yaşayan canlı varlıklar arasındaki farkları açıklamak amacıyla evrim kuramını ileri sürüyor. Buna göre, doğal ve ekolojik koşullara uygunluk ve doğal seçilim ilkeleri, biyolojik evrime yön veriyor. Ancak Darwin kitabında insan ve onun evrimi hakkında kesin hiçbirşey söylemiyor. Daha sonra, çağdaşı Thomas Huxley’nin yazdığı İnsanın Doğadaki Yeri adlı eserde insan, goril ve şempanze anatomileri üzerinde karşılaştırmalar bulunuyor. Ve Huxley kuyruksuz maymunların, biyolojik bakımdan (ki bu ayrım oldukça önemli) insana en yakın akrabalar olduğunu iddia ediyor. Darwin Huxley’i destekleyen bir eseri onun eserinden sonra yazıyor: İnsan ve Türeyişi… 

Ve bu meşhur eseri algılamada hep aynı eğilim ortaya çıkıyor yüzyıllardır: Darwin insanoğlunun maymundan geldiğini söylüyor (!). Bu yanlış kanı olsa olsa belli çıkar hesaplarının korunmasına yönelik ortaya çıkıyor. Çünkü Darwin ve Huxley kesinlikle maymunla insan arasında bir ata-torun ilişkisi olduğunu söylememişlerdir. Söyledikleri insan ve maymunun ortak bir atadan gelen yeğenler olduğudur. (Buna bağlı olarak şöyle bir yaygın kanı da oluşturulabilir; canlılar tek bir atadan türer ki bu durum tektanrılı inançları daha da olumlar bir konumda bulunabilir. Ve hatta daha sonraları evrim teorisini esas alan Spencer tüm canlıların tek bir enerjiden türediğini ortaya koymuştur.) Ama ne yazık ki bilimsel gözlemlere dayalı bu iddia senelerdir yanlış anlaşılmaya devam ediyor. Özellikle evrim olgusunun ileriye yönelik bir gelişme olduğunu esas alanlar için. Oysa ki evrim belli bir değişimi beraberinde getirir ve her değişim illa ki gelişmek anlamında değildir.

Bu yanılgı en çok sosyal bilimlerde kendini göstermiştir. Darwin’in evrim teorisini esas alıp toplumları inceleyen bir çok bilim adamı evrimsel ilerlemeyi bir gelişme olarak ele almış ve örnek birer toplum tipolojisi ortaya koymuşlardır. Buna göre kabile hayatından kapitalin gelişimine kadar gelmiş toplumlar evrim sürecinde en üst sıralardadır. Bu açıdan baktığımızda bizim örnek toplumumuz olsa olsa ABD ya da Avrupa Birliği ülkeleri olabilir. Çünkü onlar çağlarca evrimleşmiş ve paralel olarak gelişmiş toplumlar olarak adlandırılabilmişlerdir. Bu açıdan bakıldığında bugünküne benzer bir demokrasinin görüldüğü Antik Yunan Site Devletleri bile evrimsel çizgide alt sıralardadır. Az gelişmiş toplumları belirleyen bu kuram sayesinde sömürü toplumları ortaya çıkmış ve bunun gelişmeyle paralel olduğu söylenerek sömürgeler, emperyalist yönelimler meşrulaştırılmıştır.

Oysa ki her değişim bir gelişimi beraberinde getirir kanısı oldukça yanlıştır. Değişim eskiyi yeninin yerine koyabilecek kadar güçlü bir imgedir. Ve evrimin esası değişim ile özdeşleşebilir. Bilim adamlarına göre geleceğimiz kafa yapılarımızın uzaması, azı dişlerimizin düşmesi ve telepatik yönden daha duyarlı hale gelmemiz olarak şekilleniyor. Bunların hepsi insanoğlu için birer biyolojik değişme olarak tanımlanabilir. Ancak bu bir gelişme midir? Belki de insanoğlunun safkan bir şekilde doğadan kopuk biçimde yaşamaya başlaması bir gerilemedir kendi açısından.

evrim

Kısaca anlatmaya çalıştığım şudur: Bilim ne olduğumuz ve nereden geldiğimize dair ipuçlarına bizi ulaştırabilir ancak. Kesin kanıtlar olmadan bilim kendisini bile yok edebilen bir tarza sahiptir. Yüzyıllardır açılan yeni okullar ortaya atılan yeni iddialar kendilerinden bir öncekine tepkisel olarak zaten ortaya çıkmıştır. Darwin sonrası onun öğretilerine tepki olarak ortaya çıkan pek çok farklı görüş söz konusudur. Hal böyle olunca sanki Darwin yeni duyulan bir isimmiş ve büyük bir aydınlatma yaratacakmış gibi korkup onu bilim kitaplarından çıkartmak da ne oluyor? Kaldı ki Darwin bu muameleler sayesinde haklılığına kanıtlar bulmaya devam ediyor. Bilinçsizce davranan bilim adamları topluluğu doğadaki tüm canlılarla uzaktan akraba olma eğilimi taşıyorlar. İnsanoğlu hala gelişimini tamamlayamamış, nereden evrilmiş olursa olsun…

Reklamlar