Ocak, 2009 için arşiv

Biraz Daha Nefes

Yayınlandı: 31 Ocak 2009 3aymun tarafından KONUŞMADILAR içinde
Etiketler:, , , , , , ,

gazze-2008-02-18

Bugün yaşanılan sıcak gelişmelere yönelik birşeyler söyleme ihtiyacı hissettim ve başka bir yerde yapmış olduğum yorumumu buraya da eklemek istedim. Gazze’de yaşanılanlara tepkimi ancak yazılarla verebilirim, ama dünyayı yöneten liderler tepki koyma fırsatları varken bile ses çıkarmadılar. İşte bugün o nedenle önemli;

 

Tayyip Erdoğan’ın Davos olayında paranoyakça tutumlar arayamaya gerek olmadığını düşünüyorum. Oy toplamak için dünya genelinde kendine savaş açılmasını hiçbir lider göze alamaz. Siyasi ya da diplomatik bir tavır sergilemese de insani bir tavrı olduğu apaçık. Günlerdir tam bir beyaz körlük içinde izliyoruz ekranlarda katledilen halkı. Gık çıkarmayan onca liderin, onca gazetecinin önünde başbakanın bu şekilde davranmasını takdir ettim. Üsluba pek çok eleştri geliyor; Venezuella için bir kurtuluş umudu olan Chavez için de konuşmayı bilmiyor diyorlar, oysa söylediği şeylerin nasılından çok doğruluğu üstünde durulmalı. Hugo Chavez ve Tayip Erdoğan’ı aynı kefeye koymak elbette imkansız. Sadece Gazze’deki dram ve Davos olayına odaklı konuşuyorum. Başbakanın konuşmasında doğru olanı gördük. Varolan ve dillendirmeyi kimsenin cesaret edemediği bir acı. Akpye bakış açım elbet değişmedi. Çünkü konu ne Tayyip Erdoğan ne de Akp bu noktada. Konu sadece bir halkı göz göre göre toprakla bir kılan başka bir ülkeye hiç ses çıkarılmaması. Gazzeliler için biraz daha nefes demek Davos olayı ki gerçekten belki de ‘biraz daha nefes’ .. çünkü hala ölüyorlar.

 

Yalnız tümüyle yahudi düşmanlığına sevk eden yazılar görüyorum. Çok yazık. Takdir etmek için takdir edilenin tam aksi yönünde davranılmasından başka bir şey değil. Tüm kimliklerden sıyrılıp sade insan olarak bu olaya bakmak nasıl mümkün olabilir acaba? Ak parti ile alıp veremediklerim çok, ama esasen benim insanlık suçları işleyenlerle alıp veremediklerim var. Bombalar arasında yalnızca bir terör örgütünden uzatılan eli tutmaya çalışan onlarca çocuk. Şimdi ise başka bir devlet başbakanı ona el uzatıyor. Dünya bu şekilde barışa yönelebilir ancak. Bu şekilde o çocuk büyüdüğünde aynı kıyımlara vesile olmaz. Gazze için ben de ağlıyorum hem de tüm bürokrasilerden ve kimliklerden uzak bir şekilde. Kimseyi ne yerme ne de övme zamanı. Savaşın ortasında kalanlar için tek bir söz bile kurtuluş umududur…

Karartı

Yayınlandı: 24 Ocak 2009 3aymun tarafından YAZMADILAR içinde
Etiketler:, , ,

shadowDönüyordum dönemeçten gördüm ki bir karartı karşımda. Buğulu gözleri, ağlamaklı. Karartının siyah gözyaşları… Akıyordu florasanlı geceye..

 

Gerisin geri ileri koştum korkumdan. İki ileri bir geri. Yengeç adımları yan yan.

 

Korkuyordum. Peşimde bişi hışır hışır takip ediyordu. Ağlak karartıdan süphelendim bir müddet. İnsanı en korktuğu takip edermiş ya hep.

 

Yok yok o değildi. En azından en korktuğum sümüklü bir gölge olamazdı. Daha çok korktum bu sefer. Ne derler; bilinmezlikten gelir tüm tanrısevmeler.

 

Durdum inadına, bir an için bekledim yetişmesini bana. Soluğu boynumda.. Islak ve soğuk kıpırtılar başımın arkasında. Titreme aldı hafiften, içlerden bir bayılma hissi…

 

Ayıkken ki yazmalar bunlar. Anlatması yaşamasından zor korku denileni. Sen ne korkuyorsun o senden korksun dedi birileri.. Haklı olsalar da, her göz yaşına kanmamayı öğrenmeli.

Öncelikle bizi takip eden okuyucularımızdan, uzun süredir pek fazla yazı ekleyemediğimiz ve blogla ilgilenemediğimiz için özür dilemek istiyoruz. Ocak başındaki yoğunluğumuzdan dolayı yazı koyamadık, daha sonra da ipin ucu kaçtı gitti yakalayamadık. Hatta ben iki üç gün içinde koyacağım dediğim yazıyı anca şimdi yazıyorum, tekrar kusura bakmayın.

yesmanposter1YES MAN: Jim Carrey’nin uzun bir aradan sonra tekrar komediye döndüğü “Bay Evet”, ülkemizde bu ay gösterime giriyor. Bildiğiniz gibi Jim Carrey 2-3 yılda bir, “The Truman Show” ile birlikte kendini kanıtlama amacıyla yöneldiği drama, kara komedi tarzına ara vererek – tabii arada kılıktan kılığa girdiği fantastik aile filmlerini ve animasyon seslendirmelerini saymazsak – komedi filmlerinde boy göstermeyi alışkanlık haline getirdiğinden, benim gibi Jim Carrey’i ilk çıkış yaptığı “Ace Ventura”, “Dumb And Dumber”, “Liar Liar” gibi filmlerini çocukluğunda sinemalarda kahkahalarla seyreden ve seven insanlar için hoş bir nostalji oluyor. Her ne kadar asıl beğendiğim filmleri “The Truman Show”, “Man On The Moon”, “Eternal Sunshine Of The Spotless Mind” olsa da, sanırım Jim Carrey olmasa o filmler gene yapılır ve beğenilirdi, ama Jim Carrey’i Jim Carrey yapan ilk dönem filmlerinde o olmadan öyle bir film olmazdı demek çok da yanlış olmaz. Peyton Reed’in yönettiği bu klasik Jim Carrey filminde, ona “The Hitchhiker’s Guide To The Galaxy”de izleyip sevdiğim Zooey Deschanel ve “Kitchen Confidential” dizisinin başrol oyuncusu Bradley Cooper eşlik ediyor. (Gösterim Tarihi: 16 Ocak 2009)

inkheart1INKHEART: Bu ayın sömestr hediyelerinden sayılabilecek “Inkheart”, sanırım bu tarz filmlerin yolunu açan Harry Potter serisine teşekkür etmek lazım, Cornelia Funke’un fantastik serisinin ilk kitabından uyarlanan ve iyi bir gişe yaparsa serinin devamının da sinemaya uyarlanması bizi şaşırtmayacak fantastik bir macera öyküsü. Son dönemde bu tip aile filmlerinde görmeye çok alıştığımız Brendan Fraser’ın başrolünü üstlendiği filmde, kısaca hikaye babasının okuduğu kitaplardaki karakterlerin gerçek hayatta ortaya çıktığını farkeden küçük bir kızın macerası üzerine kurulu. Filmde diğer önemli roller ise, bu tarz filmlerde her zaman gördüğümüz gibi yine bir ünlüler geçidi: Sienna Guillory (Eragon, Resident Evil: Apocalypse), Paul Bettany (A Beautiful Mind, The Da Vinci Code), Helen Mirren (En son The Queen filmiyle oscar ödülü de kazanan İngiliz sinemasının yıllara meydan okuyan en önemli kadın oyuncularından) ve Andy Serkis (nam-ı diğer Gollum). Yönetmen koltuğunda ise Angelina Jolie’nin ilk çıkış yaptığı “Hackers” ve Kevin Spacey ile Jeff Bridges’ı buluşturan “K-Pax” filmleriyle tanıdığımız Iain Softley var. (Gösterim Tarihi: 23 Ocak 2009)

UnknownBLINDNESS: Jose Saramago’nun çok satan romanından sinemaya uyarlanan, bu ay ilk gösterimi Film Ekimi’nde yapılmış ikinci film olan “Blindness”, bir kasabayı saran gizemli bir beyaz körlüğün, bu hastalığa yakalanmayan doktorun karısının gözünden, sebep olduğu olaylar ve kaosu anlatan etkileyici bir yapıt. Julianne Moore, Mark Ruffalo, Alice Braga, Danny Glover, Gael Garcia Bernal gibi önemli isimlerden oluşan bir oyuncu kadrosuna sahip filmin yönetmeni de, daha önce “The Constant Gardener” ve en iyi yönetmen oscarına aday gösterildiği “City Of God” gibi filmlerle kendine haklı bir ün edinen Fernando Meirelles. (Gösterim Tarihi: 23 Ocak 2009)

valkyrie1VALKYRIE: İkinci Dünya Savaşı sırasında Hitler’e girişilen başarısız bir suikast girişiminin gerçek hikayesinin anlatıldığı Valkyrie de, bu ay gösterime girecek olan önemli filmlerden biri. “The Usual Suspects”, “Apt Pupil”, “X-Men”, “X-Men II” ve “Superman Returns” gibi filmlerden tanıdığımız Bryan Singer, son dönemde yoğunlaştığı çizgi roman uyarlamalarına 2011’de gösterime girmesi beklenen ikinci Superman filmi “Superman: Man Of Steel”e kadar ara veriyor ve gerçek bir olaydan uyarlanan bir hikayeyle karşımıza çıkıyor. Hitler’in Almanya’yı ona sürüklediğini düşünen ve bu yüzden ona karşı bir suikast tertipleyen Albay Claus von Stauffenberg’ü Tom Cruise’un canlandırdığı filmde, yardımcı oyuncu kadrosu da inanılmaz isimlerden oluşuyor. Kenneth Branagh, Bill Nighy, Tom Wilkinson, Christian Berkel, Terence Stamp gibi usta oyuncuların arka arkaya oyunculuk gösterisi yaptığı filmin ilginç bir özelliği de; Tom Cruise’un seçilmesindeki en önemli nedenin fotoğrafına bakılınca Stauffenberg’in kendisine benzetilmesi olması. (Gösterim Tarihi: 30 Ocak 2009)

new-pride-and-glory-poster11PRIDE AND GLORY: Bu ay bahsedeceğimiz son film ise; Colin Farrell ve Edward Norton’ı buluşturan polisiye drama filmi “Pride And Glory”. Yönetmenliğini Gavin O’ Connor’ın yaptığı filmin hikayesi; bir çok erkeğin polis olduğu bir ailede yetişen New York Polis Departmanı’ndan Ray Tierney’nin (Edward Norton), üzerinden çalıştığı bir dava sırasında kendi kayınbiraderinin de içinde bulunduğu bir skandalı farketmesi sonucunda ailesi ve  bütün polis departmanında ortaya çıkan olaylar üzerine kurulu. Edward Norton’ın son dönemdeki en iyi performanslarından birini verdiği söylenen filmde, diğer önemli roller ise Jon Voight, Noah Emmerich, Jennifer Ehle tarafından paylaşılıyor. (Gösterim Tarihi: 30 Ocak 2009)

Pan

Yayınlandı: 19 Ocak 2009 3aymun tarafından YAZMADILAR içinde
Etiketler:, , ,

ss2notalarının üstünde yürürdü Pan.
özgürdü
korkumuz bundandı ya
beceremediğimizi yapardı Pan
ulu orta sıçrardı
yeri gelir çalardı sakin
yeri gelir yırtardı ortalığı
simgeydi Pan, bağımsızlığımıza

şimdi öldürdüler Pan’ı
dört yanımız depresyon ilaçları
oysa pan-ik atağın haklı bi yanı olmalı

gel bak ben doğuştan yarımaklımla
yaşıyorum, gene yaşanıyor
ve yaşandıkça panikler boyuna
genişliyor dünya
selam olsun hiç ölmeyen tanrıma

Ulak

Yayınlandı: 10 Ocak 2009 aylakmaymun tarafından GÖRMEDİLER içinde
Etiketler:, , , , , ,

ulak_film_afis2

YÖNETMEN: Çağan Irmak

 

SENARYO: Çağan Irmak

 

OYUNCULAR: Çetin Tekindor, Hümeyra, Yetkin Dikinciler,  Şerif Sezer.

 

SİNOPSİS: Köy köy dolaşarak Ulak İbrahim’in hikayesini anlatan bir seyyahın düzeni bozulmuş bir köyde anlattığı masal ile yaşattığı değişimi konu almaktadır.

 

YAPIM YILI: 2007 

   

SÜRE: 108 dk.

 

Bütün güzel masallar gibi Yaradan’ ın adıyla başlar hikâyemiz. Zekeriya bir civanın hikâyesini anlatmaktadır etrafındaki  çocuklara. Bu hikaye, başına ne hal geldiyse, aklı başından alınmış, ağzı dili lal olmuş,  baktığını başka gören, duyduğunu başka duyan Ulak İbrahim’in hikayesidir.Nasıl başlasam, nelerden bahsetsem diye yerimde duramıyorum. Filmi izledikten sonra heyecanlanıp bunu paylaşmalıyım diyerek soluğu burda aldım. Filmi izlerken Çağan Irmak’ın  da heyecanını hissetmemek mümkün değildi. Büyülü bir atmosferin içinden seslenmiş bizlere ve ben de aynı havayı soluyarak yazmak istiyorum. Masal seven biri olarak Ulak’ın  çok başarılı bir anlatıma sahip olduğunu düşünüyorum.

ulak27Hem oyunculuk açısından hem de dili açısından çok zengin bir filmle karşılaştım.  Kostümler ve mekanlar bu masalsı havayı bozmayacak şekilde özenle düzenlenmiş. Çocuk oyuncu kadrosu da en az diğerleri kadar başarılıydı. Babam ve Oğlum’da bu masalsı öğelerden az da olsa sunan Çağan Irmak, bu filmde masalın içinde masal anlatmış bizlere. Din kavramına çeşitli metaforlarla atıfta bulunulduğunu düşündüğüm bu filmde karakter isimleri de dikkat çekmekte; ibrahim, adem, havva, meryem, ferhat, ömer..
Türk sineması içinde kendine özgü bir yer edinebilecek kadar farklı bir film Ulak. Masalcımız diyor ki; hikayeyi anlatandan çok dinleyene de bir şeyler yapmak düşüyor. Bu masalın dinleyicisi olmalı ve Ulak’ı kafanızda yaratmalısınız. Unutmayın ki beklediğiniz Ulak’ı yaratan da sizsiniz.
İyi seyirler…