25 Aralık 2008 için arşiv

2_days_in_parisYÖNETMEN: Julie Delpy

SENARYO: Julie Delpy

OYUNCULAR: Julie Delpy, Adam Goldberg

 

SİNOPSİS: Beraber çıktıkları Avrupa turundan sonra, Fransa’ya kızın ailesinin yanına uğrayan iki sevgilinin, birbirleri hakkında bilmediklerini keşfetmeleri…

 

YAPIM YILI: 2007

 

SÜRE: 96 dk

aylakmaymun: Bir kadının dilinden anlatılmış gerçekçi bir aşk hikayesi diyebilirim. Yalın bir anlatımı ve klişelerden uzak bir konusu var. Aynı zamanda mizahi bir dile de sahip. Özellikle de Adam Goldber’in  Julie Delpy’i kıskandığı sahneler oldukça keyifli. Güzel vakit geçirmek, eğlenmek ve aşka uzaktan bakmak isteyenler için tavsiye edilebilecek bir film. 

03may3un: Aşıklar kenti olarak bilinen Paris’ten çıkagelen romantik bir komediye hazır mısınız? Büyük ihtimalle çoğunuz yine mi Paris, yine mi klişe bir aşk filmi mi diye içinden geçiriyor olabilir. Aynı bu filmi izlemeye başlamadan önce benim aklımdan geçirdiğim gibi, ama “Paris’te İki Gün” bütün önyargılarınızı boşa çıkartacak bir film. İzlediğim bütün duygusal filmler içinde kadın-erkek ilişkisine bu kadar gerçekçi, eğrisiyle doğrusuyla tarafsız bir gözle anlatan ve ilişkilere hakkında kendimi farklı açılardan da değerlendirmeme yol açacak başka hiç bir filme rastlamadım dersem yalan olmaz. Bu noktada sevgilime ister istemez hak vermek zorundayım, gerçekten ancak bir kadın tarafından bu kadar güzel özetlenebilirdi aşk, Julie Delpy’nin senaryosunu yazıp, yönettiği bir de üstüne oynadığı filmin her yerinde kadın dokunuşu hissediliyor,çok fazla bahsetmeyeceğim tadını kaçırmak istemem. Son olarak başrolde ona eşlik eden Adam Goldberg inanılmaz bir performans gösteriyor, onun da hakkını yemek olmaz, ayrıca monologları filmin en komik anlarını oluşturuyor, ama erkekler olarak bu her zaman hoşunuza gider mi bilemem.

 

bigpic2d3aymun: Öncelikle belirtmek istiyorum ki; filmlerden çokça etkilenen bir insan olarak bu filmi izlemem hayatımda enteresan noktalar oluşmasını sağladı. Özellikle Julie Delpy ile tanıştığım Before Sunrise-Before Sunset filmlerinin bir hayranı olarak Film Ekimi’nde onun yönettiği filmi görünce koşa koşa gidip almıştım bileti. Çok nadir sinemaya yalnız gitmişimdir. Bu film de öyle bir yalnızlık dönemime denk gelmişti. Aşk kaldıracak ruh halim bile yoktu. Ama filmden sonra gördüm ki öyle duygusallara bağlamaya gerek yok. Aşk bildiğin komik bir durum. İki kişinin dışarıdan görüntüsü hayret şekilde saçma. Ve garip şekilde de kızgınlıklardan, paranoyalardan alıyor kaynağını. Hayatımdaki enteresan noktaya gelirsek eğer; filmi izledikten sonra uzun süredir yapamadığımı yaptım ve yalnız kalabilmeyi başardım. Gerçekten aşık oluncaya kadar…