15 Aralık 2008 için arşiv

ebru

Kökeni İtalyanca’dan gelen dans (danza) kelimesinin anlamı sözlüklerde şu şekilde ifade ediliyor: Tüm vücudun bir müzik ritmi eşliğinde estetikle birlikte çalıştırılabildiği bir gelenek, sanat, bir tedavi şekli veya sadece bir ifade şekli… Benimse dans ile tanışmam büyük ihtimalle kapı gıcırtılarıyla başladı ama, profesyonel anlamda dansı tanımam ilk olarak bir tedavi şekli tanımlamasına uygun olarak gelişti… Hepimizin çoğu zaman içinde bulunduğu bir ruh haliyle kendimi ve dünyamı siyah ve beyazlar üzerine kurduğum zamanlardı. Canım hiçbir şey yapmak istemiyor, herşeyden, özellikle insanlardan olabildiğince uzaklaşmaya çalışıyordum. O günlerde bir arkadaşım vasıtasıyla Ebru Çapraz’la tanıştım. Tamamen abimin ve arkadaşımın oyununa gelmiş ve kendimi dans pistlerinde bulmuştum. Bu sayede Ebru bana dünyanın tüm renklerini geri sunmuştu…

ebru-31Çocuk yaştan beri sanatın her dalına büyük ilgi duyan Ebru, 9 yaşında amatör bir tiyatronun açtığı sınavları kazanarak 7 sene sürecek olan tiyatro hayatına başlıyor. Sahne ve oyunculuk eğitimleri dışında bir çok tiyatro oyununda rol alıyor. Yine de bu süre içinde kalbinde hep dans etmek var. Liseyi bitirdiğinde dublaj öğrenmek üzere Promay Seslendirme Stüdyolarında işe başlıyor. 2 sene boyunca sayısız filmde dublaj sanatçısı olarak seslendirme yapıyor. Hatta hepimizin severek izlediği Hırsız Polis dizisindeki Mavi karakterinin sesinin sahibi. Bununla ilgili çok da güzel bir anı geçti başımızdan, değinmeden geçemeyeceğim: Bir gün İstiklal Caddesinde karşıya geçmeye çalışan görme engelli iki kişi bizden yardım istedi. Ebru’nun sesinden onun kim olduğunu buldular; çok şaşırdık. Ama hemen arkasından eklediler, şaşırmayın bizim için Mavi sizsiniz zaten…

1999 Senesinde İngiltere’de Sosyal Latin Dansları ile tanışıyor. İngiltere’de bulunduğu süre içinde Kolombiyalı eğitmen dansçı Carlos Paz’dan ders alıyor. Daha sonra Türkiye’ye döndüğünde Carlos Paz ve her ay düzenli olarak beraberinde getirdiği eğitmen dansçılardan ders alan Ebru bir süre sonra Carlos Paz’ın Türkiye’deki partnerliğini yapmaya, bunun haricinde gelen dansçıların showlarında dans etmeye başlıyor.

dans1Ebru’nun hayatı sevdiği üç kavram üzerinden şekilleniyor; ailesi, arkadaşları ve dansı..  Yaptığı işi hayatının vazgeçilmez unsurları arasına koyabilmek kadar güzel bir duygu olamaz bu dünyada. Ebru’nun adının geçtiği her yerde dans da mutlaka bir şekilde anılıyor. Adımlarında olmasa da dilinde, en olmadı tavırlarında kendisini gösteriyor. Her zaman muhteşem bir yaşam enerjisiyle dolu ve yaşamı ritminden yakalamayı başarmış bir insan.. Ve şimdilerde açtığı okuluyla herkese bunu yapabilmenin güzelliğini yaşatıyor.

Bedeninizdeki her hareketin kontrolünü, ruhunuza işleyen müziklerle birlikte hareket ettirebilme yetisi kazanmak muhteşem bir duygu. Boşlukta olan pek çok kimliği yaşama geri döndüren bir müdahale dans etmek! Ben dansı kesinlikle bir ruh tedavisi şeklinde benimseyenlerdenim ve karşılıklı iki kapı arasından psikologlarınkine değil, dans okullarının ziline basıyorum. Katıldığım tüm dans geceleri sonrası doping almış gibi oluyorum. Çünkü amatör veya profesyonel olarak dans eden herkesin yaşama tutkusundan o kadar etkileniyorum ki kendi kendime yarattığım siyah beyaz dünyanın o karelere hiç uymadığını görüyorum.

Ne demeye çalıştığımı anlamak için, Ebru Çapraz Dans&Arts’ın gecelerinden birine katılın. Biraz turuncu biraz kırmızıya ulaşın. Bedeninizi daha iyi tanıma aşkına düşerseniz okula kaydolun. Aynalarda kendinizle başbaşa kalabileceğiniz en güzel anları yaşayın..

Yorgunsanız, yorumsuzsanız bu hayata karşı, ifade şeklinizi değiştirin; Hemen dans edin…

dans

İLGİLENENLER İÇİN EBRU ÇAPRAZ DANCE & ARTS:

Alabey Sok. No:3

Sahin Han/ BEŞİKTAŞ

Tel: 0212 …

Email: evren@ebrucaprazdanceandarts.com

logoramthajpg“What the bleep do we know?” (Ne biliyoruz ki?) adlı filmde geçen, suya yönlendirdiğimiz düşüncelerin, donmuş suyun kristallerine etkisi hakkında “ŞAŞIRMADILAR” köşemize yazı yazmayı düşünüyorduk. Bu konuda araştırma yapmaya başladığımızda, aslında filmin RAMTHA’NIN AYDINLANMA OKULU isimli bir oluşumun öğrencileri tarafından finanse edildiği ve çekildiğini öğrendik. Konu hakkında daha derinlere indikçe Ramtha ve ona kanal görevi yapan medyum JZ Knight hakkında çok daha şaşırtıcı şeyler bulduk ve yazımızı, direkt 1977’lerde doğan, üyeleri arasında Salma Hayek, Shirley MacLaine, Linda Evans gibi bir çok ünlünün de bulunduğu okul hakkında yazmaya karar verdik.

 

Pozitif düşünce ile içinde bulunduğumuz evreni şekillendirebildiğimiz düşüncesine dayalı New Age dinlerin, her ne kadar onlar kendini okul olarak tanımlayıp din veya kült olduklarını kabul etmiyorlarsa da, en tanınanlarından biri olan Ramtha’nın hikayesi şöyle başlıyor:

 

ramtha2Judy Zebra Knight (gerçek ismiyle Judith Darlene Hampton), 7 Şubat 1977 tarihinde Washington’ın Tacoma şehrindeki karavan evlerinin mutfağında, kocasıyla beraber yemek hazırlarken; önlerinde Ramtha (Aydınlanmış Olan) isimli bir varlık beliriyor. JZ Knight’ın anlattığına göre Ramtha; bundan 35000 yıl önce, Atlantislilerle savaşmış olan Lemuryalı bir savaş kahramanı, hatta kendisi bilinen dünyanın üçte ikisinde hakimiyet kurmuş, 2.5 milyon askerlik bir orduya hükmeden bir lider. Yine Knight’e göre ordusuna ihanete uğrayıp nerdeyse öldürülene kadar 10 sene boyunca kıtalar arasında liderlik yapmış. Daha sonra Ramtha, 7 yıl boyunca kendini insanlardan izole edip doğa ve dünyayı gözlemlemeye başlamış. Öngörü, vücut dışı deneyimler gibi bir çok konuda ustalaşmış, ta ki 70’li yaşlarına geldiğinde Indus nehrine ordusuyla sefere çıkana kadar. Burada Ramtha, ordusuna 120 gün içinde bildiklerini öğretip, onların önünde yükseliyor, ki daha önce de ruhen diğer gezegenlere kadar yolculuk yapmış olsa da, bu kez bedeniyle tamamen enerji formuna dönüşüyor. Askerlerine de tekrar öğretmek için geri döneceğini söylüyor bir gün.

 

Aslında Ramtha’nın hikayesini biraz uzattım, ama benim gibi zamanında “Atlantis”, günümüzde de “Martin Mystere” ismiyle yayınlanan çizgi roman serisinin hayranıysanız eğer veya en azından biraz fikir sahibiyseniz; JZ Knight’ın aracılığıyla konuşan Ramtha’nın kendini, 35000 yıl önce şu anda günümüzden bile daha yüksek bir teknolojik seviyeye ulaştığı öne sürülen Atlantis ve Mu uygarlıkları hakkındaki sözleri ilginizi çekecektir. Her ne kadar JZ Knight’ın bir şarlatan veya en masumane şekliyle deli olduğunu düşünsem, bu efsaneleri ve doğu felsefelerini kendi çıkarları için kullandığı ve modern bilimi çarpıttığı için cinlerimi tepeme çıkarmış olsa, hayatta tutunacak bir şeyi olmadığını sanan insanların boşluğundan faydalansa da – ki bunu yeni bir şey söyleyerek yapmıyor – , yine de çok zekice kurduğu bu oluşumun ve yarattığı hikayelerin hakkını vermek adına, bir bilim kurgu hikayenin tadını çıkarmanız için Ramtha’nın ağzından (!) size onu tanıtıyorum:

 

mu_htm3

 

“… Ben Hindu halkının büyük Ram’ıyım, çünkü bir erkeğin sperminden ve bir kadının rahminden doğup da bu dünyadan yükselen ilk insanım. Ben nasıl yükseleceğimi herhangi bir insan öğretileriyle değil, her şeyde bulunan Tanrı’yı doğal biçimde anlayarak öğrendim… Ben dünyanın tanıdığı ilk fatihim. 63 yıl süren bir askeri seferle bilinen dünyanın dörtte üçünü fethettim, ama en büyük fethim kendimi fethetmek, kendi varoluşumla uzlaşmak oldu… 2 milyonu aşkın insandan oluşan halkım Lemuryalıların, İyonyalıların – ki daha sonra oraya Makedonya denildi – ve Atlantis dediğiniz Atlatia’dan kaçan kabile halkının bir karışımıydı. Şimdiki Hindistan, Tibet, Nepal ve Güney Moğolistan’ın nüfusunu oluşturanlar benim halkımın soyundan gelir… Atlantislilerin bilimi sizin şu anki biliminizden ileriydi. Atlantisliler ışık prensiplerini anlamaya ve kullanmaya başlamışlardı. Işığı lazerlerle saf enerjiye dönüştürmeyi biliyorlardı. Işıkla yolculuk eden uzay gemileri bile vardı… Atlantisliler teknolojiye duydukları ilgiden dolayı akla ve zekaya tapıyorlardı. Böylece aklı bilim onların dini haline gelmişti. Lemuryalılar ise farklıydı, toplumsal sistemleri düşünce yoluyla iletişim kurmaya dayanıyordu… Onlar ayın, yıldızların çok ötesine tapıyorlardı, bilinmeyen tanrı dedikleri bir güçtü, bu yüzden Atlantisliler atalarımı hor görüyorlardı…Rüzgar benim için en büyük öz olmuştu, o sürekliydi, özgürce hareket edebiliyordu, her şeyi kapsayabiliyordu, ne sınırları ne şekli vardı, maceraperestti, bu yüzden tanrının özüne ne çok benzeyendi ve rüzgar insanı asla yargılamaz, insanı asla terk etmez, çağırırsanız size sevgiyle gelecektir. Böylece rüzgar olmak istedim… Ben kendimi büyük ve görkemli bir şeye uyulmadığımda, kendimi sevmeyi öğrendim. İnsan her ne olduğunu düşünüyorsa o olacaktır, çünkü insan maskesinin altında saklı olan TANRI’dır.”

 

ramtha-02JZ Knight, ilk olarak 1985 yılında “Merv Griffin Show”da gözükünce dikkat çekti, daha sonra 1987’de otobiyografik kitabı “State Of Mind”ı yazdı. Time dergisinde bile hakkında yazı çıkan JZ Knight, halen kurduğu Ramtha’nın Aydınlanma Okulu’yla insanlara pozitif düşünce, kuantum ve metafizik konularında – her ne kadar bana ve saygın bilim insanlarına göre kuantum mekaniği, fizik, nöroloji gibi bir çok alandaki eksik, bilinmeyen açıklardan yararlanıp bunları çarpıtsa da – öğretim olanağı sağlıyor. Mezun olan öğrencilerine de; mezun olduklarında inanılmaz paralar bağışlayarak destek oluyor. Tabii bu paranın kaynağı nerden geliyor diyecek olursanız, JZ Knight’ın bir seminerine katılmanın bedelinin 1000 $ olduğunu söylemek, JZK Inc. Adında multi-milyonluk bir şirketi olduğundan bahsetmek veya en azından JZK yayıncılıkla kitap ve DVD’lerini basıp  sattığını, öğrencilerinin finanse ettiği “What The Bleep Do We Know?” isimli bağımsız yapımın, 10 milyon $’ın üstünde gişe yaptığını söylemek yeterli olacaktır. Ayrıca JZ Knight,  mahkeme kararıyla şu anda Ramtha’nın bütün yasal telif haklarına sahip ve JZ Knight dışında kimse artık Ramtha ile bağlantı kurduğunu söyleyemiyor, bu da şaka gibi gelse de, Avusturyalı bir kadının Ramtha ile bağlantı kurduğunu açıklaması sonrasında mahkeme tarafından verilmiş bir karar: Ramtha, JZ Knight’ın markasıdır.

 

Bir diğer enteresan dava ise, Ramtha’yı ilk olarak birlikte gördüğü, hatta Ramtha’nın gözünde ruh ikisi olan, eski kocası Jeff Knight’la ilgili. Jeff Knight, JZ Knight ile evliyken başka bir adamla girdiği cinsel ilişki sonucu HIV kapıyor, karısı yani JZ Knight’ın Ramtha seni iyileştirebilir tavsiyelerine uyarak, modern tıbbi tedaviyi erteliyor. Daha sonra boşandıktan sonra 1992-95 yılları arasında ömründen kaybolan yılların hesabını sormaya karar veriyor, davayı kazanamıyor, zaten davanın sonunu görecek kadar da yaşamıyor. Bu tip vakalar bir çok yerde karşımıza çıkıyor araştırdıkça, eski ustalardan (okulda her öğrenci ustadır) bazıları bütün disiplinlerine uydukları, yaşam tarzlarını değiştirdikleri halde yaşlanmalarının yavaşlamadığı – ki JZ Knight 250 yıl yaşayabileceğini söylüyor insanların eğer öğretileri benimser ve uygularlarsa – ve modern tıbbı reddettikleri için çeşitli sağlık problemleri çektiklerini söylüyorlar.

 

poster2004 tarihinde gösterime giren ve sayısız ödül kazanan bağımsız sinema filmi “What The Bleep Do We Know?”a geçecek olursak; saygın bilim adamları tarafından filmde geçenler veya fikirler hakkında ağır bombardımana tutulduğunu görebiliriz. Filmdeki bilim adamlarının çoğu zaten JZ Knight’ın öğrencileri, olmayan tek bilim adamı – ki araştırırsanız içlerinde en saygını olduğunu gösreceksiniz – Columbia Üniversitesi profesörlerinden David Albert, filmde söylediği her şeyin yanlış aktarıldığını şu cümleleriyle belirtiyor: “Beni 4 saat boyunca filme çektiler. Açıkçası, onlar pozitif düşünceyle etrafımızdaki dünyanın yapısını değiştirebileceğimize inanıyorlardı. Uzun bir süreyi onlara bunun neden doğru olmadığını açıklamakla harcadım, önemli detaylara girerek. Ama filmde bütün görüşlerim 180 derece döndürülmüştü.”

 

1946 Roswell, New Mexico doğumlu (Tanıdık geldi değil mi? Meşhur UFO’nun düştüğü, 51. Bölge’nin olduğu yer), çocukluğunda erkekler tarafından istismar edildiği ve zor bir çocukluk dönemi geçirdiği bilinen JZ Knight hakkında düşünmek ve yorumlamak size kalmış. Her ne kadar bazı düşünceleri güzel görünse ve mantıklı gelse de – ki  hangi insanları çekmeye çalışan kuruluş da değil – ne Ramtha’yı, ne de JZ Knight’ı inandırıcı bulmamakla beraber, kendinizi iyileştirebilirsiniz, daha uzun süre genç kalabilirsiniz diyen bir kadında bu kadar estetik ameliyat olmasına rağmen hala onun öğretmenliğinden faydalanmak isteyen insanların olabilmesini gerçekten trajikomik buluyorum, ki aynı düşünce yapısının çarpıtılmamış hali doğu felsefelerinde, tasavvufta, Müslümanlıkta ve hatta Kumran’da bulunan en eski İncil yazmalarında bulunmasına rağmen…

 

Bu yazmalar ve yazarları günümüzdeki incilin şekillendirildiği İznik Konsülü’nde katledilen Aryanlar, bulunduktan sonra Vatikan tarafından reddedilmesi ve saklanması da belki daha sonraki bir “ŞAŞIRMADILAR” konusu olabilir, tabii en kısa zamanda Atlantis ve Mu kıtaları, o zaman bu kıtaların parçası olan şu anki yerler, diğer efsaneler hakkında da bir yazı yazmayı düşünüyoruz. Bundan sonra yazmayı düşündüğümüz “ŞAŞIRMADILAR” yazısı da büyük ihtimalle, eski hayatlarının birinde Atlantis’in ilk kralı olduğunu iddia eden, nerden geldiği bilinmeyen ve ölümsüz olduğunu iddia eden Saint Germain Kontu hakkında olacak.

MERAK EDENLER İÇİN FAYDALI LİNKLER:

 

http://en.wikipedia.org/wiki/J._Z._Knight

 

 

http://www.rickross.com/reference/ramtha/ramtha15.html

 

 

http://skepdic.com/ramtha.html