10 Aralık 2008 için arşiv

İda’nın Ölümsüz Ağacı

Yayınlandı: 10 Aralık 2008 3aymun tarafından PAYLAŞMADILAR içinde
Etiketler:, , , , ,

3 MAYMUN yazarları olarak; Kaz Dağları’nın etekleri altından İstanbul’a uzanan Sevinç Hanım’a bu harika yazısından dolayı sonsuz teşekkürlerimizi iletiyoruz. Yazısının yanında kendi çektiği fotoğrafları yollamış olması ayrı bir mutluluk. Diğer yazılarını ve fotoğraflarını büyük bir merakla bekliyoruz…

 

Geçen yaz, ailecek yaşantımızla ilgili radikal bir karar aldık. Bu herkesin hemen uygulayabileceği bir karar değildi, hele bizim gibi kalabalık bir aile için hiç değildi. Sonunda eşimin dayatmasıyla uygulayabildik. Sonuç; MUTLULUK, HUZUR, KEYİF vb…..

 

İstanbul’dan göç ettiğimiz bu yer, sanki cennetten bir köşe. Arkamızda uzanan İDA (KAZ) Dağları ile mitolojiye karıştık. Etrafımızı çevreleyen ölümsüz zeytin ağaçları ise, bize görsel bir şölen sunuyorlar. Önümüzde uzanan sahilde denize girdiğimizde, denizler tanrısı POSEİDON’un kollarındaymışız hissi uyandırıyor. Abarttığımı sananlar, yollarını buradan geçirsinler!..

 

İstanbul’un trafiğinden sonra, bu bölgede yaptığımız yolculuklar birer şölene dönüşüyor. Günün her saatinde tabiat bize birbirinden farklı görsellikler yaşatıyor.

 

Yürüyüş yaptığım bir sabah, karşılaştığım manzara beni heyecanlandırdı. Eve koşarak dönüp kameramı aldım ve zevkle çekime başladım. Her gün önünden geçtiğim zeytin ağaçlarının altına yaygılarını yayan zeytin toplayıcıları, kadınlı erkekli gruplar halinde arı gibi çalışarak topladıkları zeytinleri sepete koyuyorlardı. Herkesin görevi belirlenmişti. Erkekler güçlerini gösterir gibi ellerindeki sırıklarla ağaçların dallarına vurarak zeytinleri yağmur taneleri gibi yere yayılan yaygıların üzerine düşürüyorlardı. Kadınlar ve kızlar bu yaygılar dolunca iki taraftan tutup, içindekileri sepetlere dolduruyorlar, boşalan yaygıları koşarak silkelenen ağaçların altına seriyorlardı. Bütün bu hareketleri ile, sanki ulvi bir görevi yerine getiriyorlardı. Bu kızların her biri sanki bu yörenin hikayelerindeki SARIKIZ idi. Zeytinler o kadar sistemli bir şekilde toplanıyordu ki, işlerini bitirip gittiklerinde geride sadece meyvelerini ve dallarının birçoğunu kaybedip hafiflemiş zeytin ağaçları ve onların mitolojik öyküleri kalmıştı:

 

Antik Yunan mitolojisinde M.Ö. 17nci yy.’da kurulan bu günkü ATİNA ile ilgili bir anlatım vardır. Tanrıların babası ZEUS, yeni kurulacak olan şehre isim koymak için tanrılar meclisini toplar ve bu şehre, en değerli hediyeyi getiren tanrının ismini vereceğini söyler. Deniz tanrısı POSEİDON, denizden savaşta çok işe yarayacağını inandığı bir at çıkarır. Bilgelik tanrıçası ATHENA, aşıladığı bir yabani zeytin ağacını şehre getirir ve armağan eder. Bu ağaç meyve verecek, insanlar da bunu yiyecek, bu meyveden çıkarılan yağ, karanlık geceleri aydınlatacak, aynı zamanda yemeklik yağ olarak, mutfakların baş tacı olacaktır. Bu ağaç yarışı kazanarak AKROPOLİS’e dikilir. Şehre ise bilgelik tanrıçası ATHENA’nın adı verilir. Antik Yunan’da zeytin ağacı kutsal olup salonları süslerdi. Zeytin ağacını kesen veya zarar veren mahkeme önüne çıkarılır ve ölüme mahkum edilirdi.

 

Bir zeytin ağacının ortalama ömrü 300-400 yıldır, ancak 1000-3000 yaşında olan zeytin ağaçlarına da rastlanmıştır. Bu nedenle zeytin ağacının adı mitolojide ve botanikte ÖLÜMSÜZ AĞAÇ’tır. Yapraklar mükemmel bir düzen içinde dalın iki tarafından karşılıklı olarak çıkar, ortalama 40-50 cm. genişliğindeki gövdesi çürümeye karşı çok dayanaklıdır. Ağaç yaşlanınca yumrularından gelişen yeni uçlar gövdeyi tazeler.

 

Ademoğulları yeryüzünde çoğaldıktan bir müddet sonra doğaya büyük kötülükler yapmaya başlarlar. Bu durumdan çok rahatsız olan tanrı, onları cezalandırmaya karar verir ve Nuh peygambere bir gemi yapmasını emreder. Bu gemiye bütün hayvanlardan  her cinsten bir erkek ve bir dişi almasını söyler. Nuh peygamber gemisini bitirir ve emredilen hayvanları gemisine alır. Daha sonra büyük bir tufan kopar. Gemidekilerin dışında canlı kalmaz, büyük sel felaketi hepsini yok eder. Nuh peygamber, suların çekilip çekilmediğini anlamak için sabahleyin bir güvercin uçurur, güvercin akşama doğru gagasında bir zeytin dalı ile döner. Yeryüzünde bir tek canlı kalmıştır, o da ölümsüz ağacın yani zeytin ağacının ta kendisidir.

  

Ama ne yazık ki, insanoğlunun  rant ihtirası, orman alanlarında olduğu gibi asırlık zeytin ağaçlarının da içinde bulunduğu bölgeleri bilhassa yazlık siteler oluşturmak adına beton yığınına dönüştürmektedir. Sofralarımızda itibar gören zeytinleri yerken onların ne zahmetlerle  toplandığını ve mitolojik öykülerini unutmayalım.

 

Ölümsüz zeytin ağaçlarının sonu biz ölümlülerin elinden olmasın…

 

SEVİNÇ