Fil-Ozofi

Yayınlandı: 5 Aralık 2008 aylakmaymun tarafından YAZMADILAR içinde
Etiketler:, , , ,

Sonunda bizimle yazısını paylaşan birilerinin çıkması mutluluğuyla, biz de sizinle aylakleydi’nin gönderdiği bu güzel hikayeyi paylaşıyoruz. Bu yazıyı bize gönderen aylakleydi’ye tekrar teşekkürler, başka yazılarını sabırsızlıkla bekliyoruz…

 

afrika-safaris-safari-4g2Her zaman yapmak istediğin Afrika safari turuna katıldın artık. Biletlerin cebinde ve yüzünde kocaman bir gülümseme. Bu yolculuk için bir kaç arkadaşını da ikna etmiş olman senin için büyük şans. Uzun bir uçak yolculuğundan sonra nihayet iniyorsunuz Afrika topraklarına. Bir tur otobüsü sizi alıp safari yapacağınız ormanlık bölgeye doğru yola çıkıyor. Heyecanlı gözlerle izliyorsun doğayı.  Renkli renkli papağanlar uçuşuyor. Toprağın rengi sizi şaşırtacak kadar güzel. Ve nihayet kamp alanına geliyorsunuz. Bir takım aletler çalan, dans eden, şarkı söyleyen yerliler karşılıyor sizi. Hemen boynunuza çiçeklerden kolyeler asıyorlar ve elinize renki renkli içkiler tutuşturuyorlar. Her rengin ayrı bir tadı var ve hepsinden içmek istiyorsunuz. Rehber hangi renkli içkiyi en çok sevdiyseniz odanıza bir kutu gönderileceğini söylüyor. Odalarınıza yerleştikten sonra akşam yemeği yeniyor. Hiç bilmediğin bu tatlara adeta aşık oluyorsun. Yemek sonrası renkli içkilerinizden yudumlarken rehber tur planını anlatmaya başlıyor ve formlar dağıtıyor. Yürüyerek mi yoksa jiplerle mi safari yapmak istersiniz diye soruyor. O kadar saat uçmuş, dünya para dökmüş ve Afrika’ya gelmiş biri olarak sen yürüyerek yapmanın daha doğru olduğunu söylüyorsun ve formu dolduruyorsun. Formları gören rehber yürümeyi tercih edenlerin sabah 4’te hazır olmaları gerektiğini ve bu yüzden fazla içmemelerini tavsiye ediyor. Ama sen kendini öyle kaptırmışsın ki içkilerin renkli dünyasına, rehberi duymuyorsun. Sabah 4’te uyanmak için cep telefonunun alarmını kuranlar çok sert bir dille uyarılıyorlar. Ormanda bu tarz seslerin bazı arkadaşları uyandırabileceği ve sizi ham yapacağı konusunda hatırlatmalarda bulunuyorlar. Odalarda ahşap tukan kuşundan  saatler olduğu ve bunları kullanmanız gerektiği söyleniyor.

 

18102007050731_kenyasafari

 

Sabah garip bir sesle uyanıyorsun ve tukan kuşunun ne melem bir ses çıkardığı üzerinde birkaç saniye düşünüyorsun. Akşamki alkolden sonra sabahın ayazında o sıcak yataktan çıkmak zor geliyor. Tura jiple katılırım diyor vurup  kafayı yatıyorsun. Ama bu sükunet uzun sürmüyor ve kapın kırılırcasına çalınıyor. Panik halinde kapıyı açtığında karşında zulu kabilesinden ikiye iki ebatlarında bir abi görüyorsun. Sana bilmediğin bir dilde garip hareketler eşliğinde “saat 4 nerde kaldın be adam” içerikli bir sunum gerçekleştiriyor. Sen olabildiğince hızlı hazırlanıp gruba katılıyorsun. Tabii bu geç kalmanın bedelini sıranın en arkasında kalarak ödüyorsun. İp gibi dizilmiş olan bu yürüyüş grubunun belli kuralları var. Rehber bunlara çok dikkat edilmesi gerektiğini üstüne basa basa söylüyor. Kurallardan birincisi yürüyüş esnasında kimse konuşmayacak ve bağırmayacak. Eğer kişinin bir ihtiyacı olursa öndekinin omzuna vurmak suretiyle bunu bildirecek. En önde yer alan rehbere mesaj iletildiğinde rehber grubu bir el hareketiyle durduracak. İkincisi rehber görülmesi gereken yerlerde grubu yine el hareketiyle durduracak, bakılmasını istediği yeri işaret edecek ve yine sonrasında başka bir el hareketiyle grubu yola koyacak. Üçüncüsü kimse çok hızlı hareket etmeyecek ve koşmayacak. Herkes kuralları anladığına göre yola çıkmanın tam zamanı. Biraz yürüdükten sonra rehber grubu durdurup doğan güneşi  gösteriyor. Sen de o kadar para döktükten sonra Afrika’da doğan güneşe bir mucize gibi bakıyorsun. Biraz daha mesafe katettikten sonra ayakkabı bağcığının çözüldüğünü farkediyorsun. Öndekinin sırtına mı dokunsam yoksa iki dakkada bağlasam mı diye düşünürken grubu bunun için durdurmaya değmeyeceğine karar veriyor ve bağlamaya koyuluyorsun. Bir ayakkabı bağcığını bağlamak ne kadar sürebilir ki dedikten sonra kafanı kaldırdığın anda görmüş olduğun manzara seni dehşete düşürüyor. Çünkü grup çoktan sırra kadem basmış. İşte o muhteşem toprakların üzerindesin, tek başınasın, koşmaman ve bağırmaman gerek. yoksa bu topraklar üzerinde yaşayan bir takım arkadaşlar seni ham yapabilir.

 

kenya-safari_kenya-safari_top_832_1Tam bu sırada sana doğru gelen bir şeyi farkediyorsun. Farketmemen mümkün değil çünkü kendisi bir fil. Kulaklarıyla bir takım hareketler yaparak sana doğru yürüyor. Tam bu anda yaklaşık 250 gram veriyorsun ve bir ses duyuyorsun.  Çalıların arasında biri fısıltıyla “kıpırdama”, “gözlerine bakma” diyor. Sen de koskoca hayvanı görmezlikten gelip, dikkat çekmemeye çalışıyorsun. Garip bir şekilde fil yavaş yavaş arkasını dönüp gözden kayboluyor ve çalıların arasından da sana doğru kızgın bir Zulu abi geliyor. Gruptan geride yürüyen bu abi senin gibi kekleri korumak için görevlendirilmiş. Geldiğinde  sana hayatının dersini verecek bir söz söylüyor.

 

Öncesinde okuyuculara bir sorum olacak. Bu fil kimin? Sizce bu fili oraya kim koydu?  İşte bu sorunun cevabı hikayenin tam da kendisi. Afrika’ya gitmeye karar veren, yürüyerek safari yapmayı tercih eden sen, sabah 4te kalkılması gerektiğini bildiğin halde gece çok içen ve uyanamayan sen, bağcıklı ayakkabı giyen sen, kuralları bildiği halde öndekinin omzuna dokunmak yerine o anda bağcığını bağlamaya çalışan yine sen. Evet bu fil senin dostum. Zulu abimizin söylemiş olduğu söz de yine tam bu noktaya parmak basıyor. “Tebrikler bir filin oldu.”

Hayatımızda yüzleşmekten korktuğumuz fillere gelsin bu yazı. Geriye dönüp bakmanın ve tekrar gözden geçirmenin zor olmadığını kendimize öğrettiğimizde salıcaz bu fili Afrika topraklarına.

AYLAKLEYDİ

NOT: Bu yazıyı yazmasından ve daha bir çok yazıyla karşımıza çıkacağı güvenini bize vermesinden sonra değerli arkadaşımız AYLAKLEYDİ’yi terfi ettirip AYLAKMAYMUN yapmış bulunmaktayız, aramıza hoşgeldin…

95_mana_pools__canoeing_safari_12_md

yorum
  1. Ahmet Nuray dedi ki:

    Yeni adını kutladığım aylak maymunun akıcı uslubundan dolayı tebrik ederken, seçtiği konunun ilgi çekiciliği hakkında en ufak bir eleştirim olamaz.Duygusallağın en falasını yaşamlarıyla bizlere hissettiren fillerin geçmişteki hikayeleri dillere destan olmuştur.Bu kısa metnin biz okuyuculara hissestirdikleri için Aylak maymunu tebrik ederim.Saygılarımla.

  2. ikacı dedi ki:

    bu yazıyı okuyunca eski bir yazı olmasına rağmen birşeyler yazmak istedim.aylakmaymunum bu hikayeyi hayatımda bir zorlukla karşılaştığımda hep hatırlıyorum.hem gülümseyerek hem de ibretle.herkesin de hatırlaması için iyi ki burada paylaşmışsın. ben kimmiyim:senin tabirinle kuşşşşş. güzel yazılarını takip ediyorum ve en sonunda arşivin de bunu görünce sessiz kalamadım. güzel güzel yazmaya devam et. tüm güzelliğinle…

  3. aylakmaymun dedi ki:

    tanımam mı kuzum. birileri okudukça ben yazmaya devam edicem =) teşekkürler güzel yorumların için..

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s