2009 Oscarları
81. Akademi Ödülleri’nin dün gece verilmesi vesilesiyle, merak edenler için kazanan filmlerin listesini burada yayınlayarak, uzun süredir yeni yazı ekleyemediğimiz blogumuzu biraz canlandıralım dedik. Bir de izleyenler için bu sene törende ve verilen ödüllerde hayal kırıklığı olarak gördüğümüz olayları bir ankette toplamayı düşünüyoruz, oy vermeden geçmeyin! Ayrıca kazananlarla ilgili yorumlarınızı ve eleştirilerinizi de bekliyoruz, “YORUM EKLE” linkine tıklayın yazın bir şeyler, dökün içinizi…
EN İYİ FİLM: Slumdog Millionaire
EN İYİ ERKEK OYUNCU: Sean Penn (Milk)
EN İYİ KADIN OYUNCU: Kate Winslet (The Reader)
EN İYİ YÖNETMEN: Danny Boyle (Slumdog Millionaire)
EN İYİ YARDIMCI ERKEK OYUNCU: Heath Ledger (The Dark Knight)
EN İYİ YARDIMCI KADIN OYUNCU: Penelope Cruz (Vicky Cristina Barcelona)
EN İYİ UYARLAMA SENARYO: Simon Beaufoy (Slumdog Millionaire)
EN İYİ ÖZGÜN SENARYO: Dustin Lance Black (Milk)
EN İYİ SİNEMATOGRAFİ: Anthony Dod Mantle (Slumdog Millionaire)
EN İYİ KURGU: Chris Dickens (Slumdog Millionaire)
EN İYİ SANAT YÖNETİMİ: Donald Graham Burt, Victor J. Zolfo (The Curious Case Of Benjamin Button)
EN İYİ KOSTÜM: Michael O’Connor (The Duchess)
EN İYİ MAKYAJ: Greg Cannom (The Curious Case Of Benjamin Button)
EN İYİ MÜZİK: A. R. Rahman (Slumdog Millionaire)
EN İYİ ŞARKI: “Jai Ho” – A. R. Rahman, Sampooran Singh Gulzar (Slumdog Millionaire)
EN İYİ SES: Ian Tapp, Richard Pryke, Resul Pookutty (Slumdog Millionaire)
EN İYİ SES KURGUSU: Richard King (The Dark Knight)
EN İYİ GÖRSEL EFEKT: Eric Barba, Steve Preeg, Burt Dalton, Craig Barron (The Curious Case Of Benjamin Button)
EN İYİ ANİMASYON: Andrew Stanton (Wall- E)
EN İYİ YABANCI DİLDEKİ FİLM: Okuribito (Japonya)
EN İYİ BELGESEL: Man On Wire
EN İYİ KISA BELGESEL: Smile Pinki
EN İYİ ANİMASYON KISA FİLM: La Maison En Petits Cubes
EN İYİ KISA FİLM: Spielzeugland
24 Şubat 2009 03:12
klasik bir oscar oldu. kayırılan, es geçilen filmler, oyuncular, müzikler, sanat çalışmaları vs. üzerinde konuşmaya bile değmez bana göre. çok dil döktüm/döktük/dökülecek…
ntv’nin yayını çok da fena değildi ama anketin ilk şıkkında yazılı olduğu gibi hazırlıksız konuklar, cem yılmaz ile kotarma çabaları falan komikti. cengiz abazoğlu’nun kendini beğenmiş yorumları güldürü bakımından renk katsa da vasattı.
bunun yanı sıra zırt pırt “feel like a star” ile gel git yapan yayın da sinir bozucuydu. televizyonu kırasım geldi bir ara… özellikle şu moda yorumlarının olduğu kısımda bir artist/aktrist görüp Abazoğlu’nu konuşturalım kısmında cılkı çıktı… MAT sevdiğim bir gruptur, Fatih’in sesini çok severim ama resmen şarkıdan soğudum.
NBA All-Star fiyaskosundan sonra Oscar’ın da fiyasko oluşu sinirlerimi bozmadı değil açıkçası…
24 Şubat 2009 15:20
Bak, o sinir bozucu “Feel Like A Star” olayını unutmuşum, aynı şekilde ben de delirdim, ankete onu da ekleyebilirmişim, hepsinden rahatsız ediciydi.
Konuklara gelince, zaten sen de söylemişsin, ben bir de Nurgül Yeşilçay’a değinmek istiyorum, herhalde en olaydan bihaber konuk oydu. Genelinde öylece oturdu zaten, konuşunca da karıştırdı. Tamam Marisa Tomei’nin ismini bilmek zorunda değil kimse, ama madem bilmiyorsun oyuncuları, izlememişsin, neden böyle bir yayına çıkmayı kabul edersin anlamak mümkün değil. Diğer konuklar biraz yorum yapmaya çalıştılar, ama sanırım ya pek açık fikirli değillerdi ya da hazırlıklı değillerdi. En azından altın küreleri düşünüp fikir yürütebilirlerdi veya The Dark Knight gibi filmlerin neden olmadığı eleştirisini yapabilirlerdi, ki o zaman Slumdog Millionaire, Benjamin Button’a karşı önde gidiyor, durum 2-1 oldu gibi sözlerle Oscar törenini bir bahis programına çevirmezler, sonra da yayın ordan kesilince bizi izlemek zorunda kalıyorsunuz demek zorunda kalmazlardı.
Bir de Hugh Jackman’ın müzikal performansına şaşırmaları da iyice hazırlıksız olduklarını gösterdi. Oyuncuları sadece sinema filmleriyle değerlendirmek çok yanlış, düşünsenize o zaman; Ferhan Şensoy 3-5 film yapmış vasat bir oyuncu, Hümeyra son dönemde ortaya çıkmış bir oyuncu,…vs olurdu, ki buna daha bir çok oyuncu eklenebilir. Özellikle konu Hollywood olunca kariyeri başında tiyatroyla alakaları olmasa bile bir çok oyuncu Broadway’de boy gösteriyor, hatta Nicole Kidman’ın cüretkar oyunu zamanında basında bile yer bulmuştu, daha sonra ülkemizde de uyarlandı diye hatırlıyorum. Ama tabii bizdeki sert, kabadayı karakterler, jönler, komikler farklı rollere çıkmayıp aslında sadece kendilerini veya en iyi oynadıkları tipin arkasına saklanıp oyuncu olduklarını sandıkları için eleştirmenlerin de düşünce tarzının böyle olması belki de doğal. Cüneyt Arkın’ı canlı şarkı söylerken, Kadir İnanır’ı dans ederken bu şekilde düşünebilir misiniz?
Bu arada ekstra bilgi olarak söylemeden geçemeyeceğim. Hugh Jackman, sahne müzikalleriyle oyunculuğa adım atmış, “The Boy From Oz” adlı müzikalle Broadway’in en prestijli ödülü Tony’i almış – ki bu X-Men’lerle ünlü olduktan sonra – , hatta 3 kez de Tony ödül töreninin sunuculuğunu yapmış bir oyuncu.
25 Şubat 2009 00:57
Evet, çok fazla abesle iştigâl oldu. Ama son zamanlarda, küresel kriz sonrasında Amerikan yapımları, ödüllerinde ciddi bir gerileme var. Sanki artık içeriğe değil de gelire önem veriliyormuş gibi. Aslında tam anlatamadım böyle ama bir önceki yorumumda da belirttim, NBA All-Star haftası…
Ne kadar takip ediyorsunuz bilmiyorum ama son 3 senedir çok acayip şeyler oluyor, ödül alması gereken oyuncuların hakkı yenerek popüler olanlar bir şekilde kayırılıyor. Takip ettiğimiz arkadaşlarla bunu; “Popüler oyuncuları ön planda tutarak yüksek gelir elde etme çabası” olarak düşündük, buna yorduk.
Son senelerde Oscar için de aynı konu geçerli gibi geliyor. Popüler yapıtları daha ön plana çıkarma gibi acayip bir çaba var. Bana kalırsa, ki umarım öyle değildir, Heath Ledger’a da sırf öldüğü için ödül verildi. Ha şayet bunun için ödül verilmediyse, yine bir abeslik söz konusu. Adam akıllı ödüllere bile adaylığı olmayan Dark Knight nasıl bu kadar göz ardı edildi.
Can sıkıcı, umut kırıcı…