İhsan Oktay Anar: Tatar asıllı bir ailenin oğlu olan İhsan Oktay Anar; 1960′da İzmir’ de doğdu. Ege Üniversitesi Felsefe Bölümü’nde lisans, master ve doktora eğitimini tamamladı. “Sokrates öncesi felsefede varlık sorunu” başlıklı teziyle yüksek lisans; “Antik Yunan felsefesinde zaman kavramı” başlıklı teziyle doktora derecesini aldı. Halen aynı üniversitede öğretim üyeliği yapmakta olan Anar, Puslu Kıtalar Atlası, Kitab-ül Hiyel, Efrasiyab’ın Hikayeleri, Amat ve Suskunlar adlı romanların yazarıdır. Çizimle ilgilendiği ve keman çaldığı bilinmektedir.

Suskunlar İhsan Oktay Anar’ın son kitabı. Diğer kitapları gibi bu kitabını da birkaç cümleyle anlatmak mümkün değil. Öncelikle eflatun renkli bir kapağa sahip olması, bizi renkli bir dünyanın beklediğini ve bu dünya içinde felsefi bir soluğa sahip olacağımızı müjdeler gibi gözüküyor. Ayrıca musiki ile ilgili bir romanın isminin “Suskunlar” oluşu ise kitapta karşımıza çıkacak olan ironik dili vurguluyor. Yine zengin bir dil, yine geniş bir sözcük dağarcığı var karşımızda. Osmanlıca kelimeler, musiki ile ilgili terimler kesinlikle rahatsız etmiyor ve bambaşka bir dünya sunuyor okuyucuya. Kendisinin hayal gücüne hayran olmamak mümkün değil gerçekten. “Suskunlar”, “Puslu Kıtalar Atlası”ndan sonra Anar’ın en beğendiğim kitabı diyebilirim. Muhteşem tasvirleriyle alıp götürüyor yine beni Konstantiniye sokaklarına. Kendinizi şehrin ve yaşananların içinde buluvereceğiniz, bir solukta okuyabileceğiniz sürükleyici bir roman “Suskunlar”. Son olarak kendisinin felsefe derslerine bir sene kadar katılmış olmaktan dolayı çok mutlu olduğumu da söylemeden edemeyeceğim. Bu coğrafya üzerinde bu coğrafyayı aşan adamı, Uzun İhsan’ı okumanızı şiddetle tavsiye ediyorum.
İhsan Oktay önceki eserleriyle de kendisine hayran bırakmıştı bizi. Ama Suskunlar bambaşka olmuş açıkçası. Hayal gücü, lisan kabiliyeti, kurgu kabiliyeti ve araştırmacılık. Bir yazar bunların hepsini bu kadar nitelikli kullanabilir mi diye düşünmeden edemiyor insan. Bitmesin, sindire sindire okuyayım diyerek bir hafta okudum 270 sayfa kitabı. ve aylakmaymun’dan farklı olarak yazarın en beğendiğim kitabı oldu.
“Efrasiyabın Hikayeleri” adlı romanının İstanbul devlet tiyatrosu tarafından oyunlaştırıldığını da eklemek isterim. Böylesi bir hayal gücünün beyaz perdede nasıl duracağını da merak etmiyor değilim.
..geldiğim bütün yollarda izlerim var
yalnız ve çaresizdim
bugün geldiğim bu yolda
senin de adın – a.ş.k.olsun ihsan abi