Bir kadının ve bir adamın hikayesi her coğrafyada, her iklimde farklı yaşanıyor belli ki. Bizim aldanmışlığımız hikayeleri ezberlediğimizden kaynaklı. Şimdi ben oturup başını anlatsam, hemen bir son yazarsınız bu hikayeye. En güzel ülkelerin en güzel masalları hep aynı adamla aynı kadına ait değil belli ki. Bizim aldanmışlığımız inancımızı yitirdiğimizden kaynaklı. Şimdi ben bir kadın olsam, siz adamı çoktan seçer, rolleri biçersiniz bize. Kaf dağının arkasına sakladığımız adamlar da, pireleri berber yapan kadınlar da aynı değil belli ki. Bizim aldanmışlığımız her hikayeye her adamın uymayacağını bilmediğimizden kaynaklı. Şimdi ben bir adam olsam, sizin gözünüzde kadının ne önemi var ki, hepsi aynı.
Şimdi ben bir kadın. Gözünün göremediği tüm coğrafyaya şanı yayılabilecek hikayesi olan kadın. Elleri bir martı, gözleri yıldızlı, yelkenli misali rüzgarı göğsüne yiyen kadın. Senin dinginliğinde sakinleşen, gün batımı gibi kırmızı, sonbahar gibi kırılgan kadın. Sana kitaplar okuyan, sesini sana bağışlayan, elleri saçlarının arasında çığrından çıkan kadın. Hiç bilmediğin bu iklime seni katacak, göğsünde uyutacak olan kadın.
Şimdi ben bir adam. Hiçbir hikayenin içinde kendine yer bulamayan, hikayesini yeni baştan yaratan adam. Ellerinde çiçekler açan, yüreğinde yaprakları çıtırdayan, güz gibi bakan adam. Senin sessizliğinde kendini dinleyen, kendine dönen ve seni kendine katan adam. Kokusu deniz, gülüşü eflatun, sesi engin adam. Keşfini bir ayin gibi gerçekleştiren, tüm ayrıntıları içselleştiren, seni ruhuna işleyen adam.
Şimdi ben bir kadın.. ben bir adam.. ben bir hikaye..
